Bu rehberde, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan temel suç türlerini ve bu suçlara ilişkin cezaları sade bir dille açıklıyoruz. Kasten yaralama, cinsel saldırı, tehdit, hakaret, hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu madde kullanmak veya ticareti yapmak, resmi belgede sahtecilik gibi suçların yasal tanımları, cezaları ve ilgili TCK maddeleri hakkında bilgi bulabilirsiniz. Ayrıca, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, bilişim sistemine girme gibi modern suçlar da rehberde detaylı biçimde ele alınmıştır.
İçindekiler
KASTEN YARALAMA (TCK 86,87)
Kasten yaralama suçunun temel cezası nedir?
Silahla yaralama halinde ceza ne kadar artar?
Kasten Yaralama suçu TCK 86 ve TCK 87. Maddelerde düzenlenmiştir. TCK 86. Maddenin 1. Fıkrasında basit tıbbi müdahale ile giderilemeyen ancak ağır olmayan yaralanmalar, TCK 86. Maddesinin 2. Fıkrasında Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmalar, TCK 87. Maddesinde ise ağır yaralanmalar düzenlenmiştir.
Kasten yaralama suçunda korunan hukuki yarar, kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğüdür. Suçun konusu, mağdurun acı verilen veya bozulan bedeni veya ruhsal varlığıdır. Failin yaptığı hareket sonucu, maddede belirtilen sonuçlardan biri meydana gelirse, kasten yaralama suçunun oluşacağında tereddüt bulunmayıp bu sonuçları doğurmaya elverişli her türlü hareketle kasten yaralama suçunun işlenmesi mümkündür.
Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif yaralanma: TCK’nın 86. maddesinin 2. fıkrasında yer verilen bu terim ceza itibarı ile en hafif yaralanma grubunu ifade etmek için kullanılmıştır.
Başkasının vücuduna acı veren/sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan yaralanma: TCK’nın 86. maddesinin 1. fıkrasında yer almakta olup ön görülen ceza itibarı ile orta derece yaralanma grubunu tanımlamaktadır. “Kişinin sağlığını ya da algılama yeteneğini bozacak derecedeki yaralanma” tanımı, travmanın ruhsal etkilerini de kapsamaktadır.
TCK 86. Maddesinin 3. Fıkrasında bazı nitelikli hallere yer verilmiştir. Kasten yaralama suçunda aşağıdaki hallerin varlığında nitelikli hal gerçekleşmiş olur.
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
Üst soy: ana, baba, dede, büyükanne,anneanne, babaanne,
Alt soy: çocuk, torun, torun çocukları
Eş: Resmi olarak medeni kanuna göre evlilik halinin varlığı aranır.
Kardeş: Aynı anne veya babadan olmak aranır.
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
Beden ve ruh bakımından kimlerin kendisini savunacağı/savunamayacağı hususu:
Kasten yaralama suçunun beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi, TCK’nın 86. Maddesinin 3. fıkrasında yer alan bir kavram olup suçu şikâyete bağlı olmaktan çıkaran, 86. Maddenin 1. ve 2. fıkralarına göre verilecek cezanın yarı oranında arttırılmasına neden olan durumlar içinde sayılmaktadır. İskelet sistemi sabitleştirici enstrüman kullananlar, travma sonrası nörolojik defisit ya da anatomik eksikliği olanlar, polio sekeli olanlar, iki gözü görmeyenlerin, beden bakımından kendini savunamayacağına karar verilebilir. Sık karşılaşılmayan, beklenmeyen bazı durumlar da kişinin kendini savunmasını engelleyebilir. Böyle durumlarda olaya özgü değerlendirme ve yorum gerekir.
Ruh bakımından kendini savunamayacak olanlar için psikiyatri/çocuk psikiyatrisi ile değerlendirme yapılmalıdır.
12 yaşını doldurmamış çocuklara kendisinden küçük olmayan ya da akranı olmayan kişilerin şiddet uygulaması durumunda, küçüğün beden bakımından kendini savunamayacağına karar verilebilir.
Yaşlılarda kocama halinin olması durumunda beden bakımından kendini savunamayacağına karar verilebilir. Ancak, olaya özgü olarak her bir yaşlının muayene ile değerlendirilmesi gerekir.
Kişilerin beden ve ruh bakımından kendisini savunup savunamayacağı değerlendirilirken mağdur ve şüpheli arasındaki fiziksel, bilişsel ya da ruhsal farklılıklar dikkate alınmalı, tehdit ve güç farkı kullanılarak herkesin vücut direncinin kırılabileceği de konuyla ilgili raporlara gerektiğinde ilave edilmelidir. Madde etkisi altında bulunmak da kişilerin beden ve ruh bakımından kendisini savunmasına engel teşkil edebilir.
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
Kamu görevlisi: kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
Silah: 1. Ateşli silahlar, 2. Patlayıcı maddeler, 3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, 4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, 5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
f) Canavarca hisle,
Canavarca hisle yaralama, sırf yaralamış olmak için, yaralananın acı çekmesinden zevk duymak için veya silahın tesir alanını kontrol etmek için yaralama gibi iç güdüsel tatmin amacıyla gerçekleştirilen eylemlerdir.
TCK 86/2. Maddesinde düzenlenen Basit yaralama, şikayete, uzlaşmaya tabi suç olup aynı zamanda basit yargılama usulüne tabidir. Ancak basit yaralama ile TCK 86/3’ teki nitelikli haller söz konusu olduğunda suç şikayete ve uzlaşmaya tabi olmaktan çıkar.
TCK 86/1. Maddesinde düzenlenen yaralama, şikayete tabi olmayıp, uzlaşmaya tabi bir suçtur. Ancak TCK 86/3’ teki nitelikli haller söz konusu olduğunda suç uzlaşmaya tabi olmaktan çıkar.
Suçun basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği ve/veya yaralanmaların niteliğinin belirlenmesi hususu tıbbi bir değerlendirme gerektirdiğinden bu hususlarla ilgili Adli Tıp Kurumundan mutlaka kesin rapor alınmalı, mağdurun geçici raporları ya da tıbbi kayıtları ile yetinilmemelidir.
TCK 86. Maddesinde düzenlenen suçun cezası ne kadar
| Durum / Nitelik | Açıklama | Ceza Miktarı | Şikâyet Gerekir mi? |
| Temel Hâl (TCK 86/1) | Başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi | 1 yıl 6 ay – 3 yıl hapis | Hayır |
| Basit Tıbbi Müdahale ile Giderilebilen (TCK 86/2) | Yaralanma hafif, basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilir düzeydeyse | 6 ay – 1 yıl 6 ay hapis veya adlî para cezası | Evet |
| Basit Tıbbi Müdahale + Kadına Karşı İşlenmesi | Suç kadına karşı işlenmişse | Alt sınır 9 aydan az olamaz | Evet |
| Nitelikli Hâller (TCK 86/3) – Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı | Suç üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı işlenmişse | Verilecek ceza yarı oranında artırılır | Hayır |
| Nitelikli Hâller (TCK 86/3) – Beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı | Mağdur kendini savunamayacak durumda ise | Verilecek ceza yarı oranında artırılır | Hayır |
| Nitelikli Hâller (TCK 86/3) – Kişinin kamu görevi nedeniyle | Mağdur kamu görevi nedeniyle hedef alınmışsa | Verilecek ceza yarı oranında artırılır | Hayır |
| Nitelikli Hâller (TCK 86/3) – Kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanmak suretiyle | Suç kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarak işlenmişse | Verilecek ceza yarı oranında artırılır | Hayır |
| Nitelikli Hâller (TCK 86/3) – Silahla | Silah kullanılarak işlenmişse | Verilecek ceza yarı oranında artırılır | Hayır |
| Nitelikli Hâller (TCK 86/3) – Canavarca hisle (Ek: 7242/11) | Suç canavarca hisle işlenmişse | Verilecek ceza bir kat artırılır | Hayır |
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK 87)
87. maddede ağır yaralanmalar düzenlenmiş olup 87. Maddenin 1. Fıkrasında yer alan yaralanmalar gerçekleştiğinde 86. Maddeye göre belirlenen ceza 1 kat, 87. Maddenin 2. Fıkrasında yer alan yaralanmalar gerçekleştiğinde 86. Maddeye göre belirlenen ceza 2 kat arttırılır. Kırık durumunda ise 86. Maddeye göre belirlenen ceza yarısına kadar arttırılır.
87. maddedeki yaralanmalar şikayete ya da uzlaşmaya tabi değildir.
Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olan yaralanma: TCK’nın 87. maddesinin 1. fıkrasında yer alan bu tanım, bir yaralanma sonrası, kişinin yaşamının mutlak suretle tehlikeye maruz kalması, ancak gerek kendi vücut direnci gerekse tıbbi yardımla kurtulması durumunda kullanılır.
Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması/yitirilmesi:
Kişideki görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma duyuları ile organlar ve ekstremitelerde (el, ön kol, kol, omuz, ayak, bacak, kalça) oluşan anatomik kayıp ve/veya fonksiyonel bozukluk, her bir duyu, organ veya ekstremitenin kendi anatomik yapı veya fonksiyonuna göre değerlendirilmelidir. Protez takılması durumunda ise kişinin işlevinden daha ziyade anatomik kayıp değerlendirilmelidir.
Vücutta çift olarak bulunan organlardan birinin işlevini tamamen yitirmesi halinde, diğer organ fonksiyon görmeye devam edebilir. Bu durumda, organın işlevinin zayıflaması değil, işlevin yitirilmesi söz konusudur. Çünkü kanun metninde duyu veya organlardan birinin işlevinden söz edilmektedir.
Yüzünde sabit ize–yüzünün sürekli değişikliğine neden olma:
Yaralanma esnasında, yüz sınırları içerisinde oluşan yaranın iyileştikten sonra bıraktığı iz, gün ışığında veya iyi aydınlatılmış bir ortamda, insanlar arası sözel diyalog mesafesinden (1-2 metre) ilk bakışta belirgin bir şekilde fark edilebilir durumda ise “yüzde sabit iz”den bahsedilir. İzin, sabit iz olup olmadığının değerlendirilmesi açısından iyileşme sürecinin tamamlanmış olması gerekir. Bu nedenle, adli tıp uygulamalarında, bu konudaki değerlendirme yaralanmadan en az altı ay sonra yapılmaktadır.
Eğer, yüz sınırları içinde oluşan yaralanmanın bıraktığı iz, o kişiyi önceden tanıyanların onu tanımasında duraksamaya yol açacak şekilde yüzün doğal görünümünü bozmuş ise bu durumda “yüzde sürekli değişiklik”ten bahsedilir.
Göz, göz kapağı ve kulak kepçesindeki yaralanmalar ile yüzde görünüm değişikliğine neden olan sinir yaralanmaları ve göz protezlerinde de yüzde sabit iz değerlendirmesi yapılmalıdır. Yüz bölgesinde meydana gelen kapalı kırıklarda, travma nedeniyle zorunlu olarak yapılan cerrahi müdahale sonrası kalan ameliyat skarları da, oluşan ameliyat skarının yaralanma ile neden sonuç ilişkisi olduğundan “yüzde sabit iz” çerçevesinde değerlendirilmelidir. Trakeostomi gibi travma nedeniyle zorunlu olarak yapılan cerrahi işlemlere bağlı izler de “yüzde sabit iz” çerçevesinde değerlendirilir.
Diş kayıpları ve Yüzde Sabit İz: Alt ve üst çenede yer alan ön kesici, canin ve premolar dişlerdeki kayıplar, implant ve protezle tedavisinin yapılamadığı durumlarda yüzde sabit iz olarak değerlendirmeye alınır. Değerlendirmede kişide önceden var olan diş kırık ve kayıpları, ağız açıklığı, diş ve dudak yapısı gibi kriterler de dikkate alınmalıdır. İmplant ve diş protezleri ise kullanılan materyalin niteliği ve işçiliğe göre kişinin kendi dişi ile ayrılamayacak ölçüde benzerlik gösterebileceklerinden yüzde sabit iz olarak değerlendirilmezler.
Konuşmada sürekli zorluk/konuşma yeteneğinin kaybı:
Travma sonrası oluşan “kekemelik” durumu ya da konuşmaya yardımcı yapıların yaralanmasına bağlı bazı harflerin söylenişinde güçlük ya da farklılık oluşması gibi durumlarda etkilenimin ağırlık derecesine göre konuşmada sürekli zorluktan bahsedilebilir. Ayrıca organik temelli olmayan ve uzun süredir varlığını koruyan (ruhsal kökenli) konuşma bozuklukları süreç içerisinde kısmen ya da tamamen iyileşebilecekleri gibi kalıcı nitelikte de olabileceklerinden tekrar değerlendirilebileceği belirtilerek muayene tarihi itibarı ile “hali hazırda sürekli zorluk” kapsamında takdir edilebilir. Bu tür olgular, tedavi süreci tamamlanmış olmak şartıyla olay tarihinden en az 18 ay sonra ilgili klinisyenlerle birlikte değerlendirilmeli ve raporlama aşamasında söz konusu hususlar açıkça belirtilmelidir.
Gebe bir kadında, çocuğunun vaktinden önce doğmasına/çocuğun düşmesine neden olma:
Burada, “erken doğum ya da düşük durumunun travma ile ilişkisinin kurulması” değerlendirilmesi gereken ana unsurdur.
Kişinin iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa/bitkisel hayata girmesine neden olma:
Travma sonrası gelişen ve iyileşmesi olanağı bulunmayan akli arızaları da içermektedir. Kafa travması sonrası hemipleji, parapleji ve ilaçla kontrol altına alınamayan epilepsi, bitkisel yaşam, iyileşme beklenmeyen yatalak kalma gibi durumlar “iyileşme olanağı bulunmayan” hastalık grubunda değerlendirilebilir.
Çocuk yapma yeteneğinin kaybolması:
Uterus, ovaryumlar ve testisler gibi üremeye yardımcı organları içine alan yaralanma durumlarında değerlendirilir. Yaralanma öncesi doğal yolla çocuk yapma yeteneğine sahip iken, yaralanma sonrası bu durumun ortadan kalktığı travmaya sekonder strerilite durumlarında kişilerin çocuk yapma yeteneğinin kaybolduğu belirtilir. Yardımcı üreme teknikleri uygulanmasına rağmen çocuk sahibi olamayan travmaya sekonder infertil kişiler de muayene tarihi itibarı ile bu kapsamda değerlendirilebilir.
Yaralamanın vücutta kemik kırığına veya çıkığına neden olması:
Kırığın kişinin hayat fonksiyonlarına etkisine göre ceza öngörülmektedir. Travma sonrası kişide herhangi bir kırık ya da çıkık oluşmuşsa yaralanmanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif OLMADIĞI belirtilmelidir.
CİNSEL SALDIRI (TCK 102)
Cinsel saldırı suçunun cezası nedir?
Nitelikli cinsel saldırı hangi durumlarda oluşur?
- Birinci fıkra (Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.) şikayete tabidir ancak uzlaşma hükümleri uygulanmaz.
- İkinci fıkra (Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.) sadece eşe karşı işlenmesi halinde şikayete tabi ancak uzlaşma hükümleri uygulanmaz.
- Suçun Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi hali nitelikli haldir.
- 1. Derece kan hımsı: ana, baba, çocuklar,
- 2. Derece kan hısmı: kardeş, torun, büyük anne/baba
- 3. Derece kan hımsı: hala, amca, teyze, dayı, yeğen
- 1. Derece kayın hımsı: eşin annesi, babası
- 2. Derece kayın hımsı: eşin kardeşi, eşin büyükannesi/babası
- 3. Derece kayın hımsı: eşin halası, amcası, dayısı, teyzesi, eşin kardeş çocukları
- Cinsel sadırı suçu 18 yaşından büyüklere karşı işlenebilen bir suçtur. Faili ya da mağduru; erkek ya da kadın olabilir.
- Suçun oluşması için vücuda temas gerekir. Davranışlar birden fazla yoğunluk ve süreklilik içermelidir.
- Yoğunluk içermeyen, kesintili, ani hareketler TCK 102/1. Fıkrasının 2. Cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suçunu oluşturur.
- Fail şehevi hislerle hareket etmelidir, cinsel arzu taşımayan dokunma hareketleri bu suçu oluşturmaz.
- TCK 102/2. Fıkrasında düzenlenen “Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda” bunun cinsel arzuları tatmine yönelik olması gerekir.
- Cinsel saldırı suçunun oluşması için mağdurun rızasının olmaması gerekir. Mağdurun iradesi cebir, tehdit ve hile ya da başka bir suretle ile sakatlanmışsa rızası geçerli kabul edilmez.
- Failin cinsel ilişkinin mağdurun rızası ile gerçekleştiğini savunduğu durumlarda, mağdurun rızasının varlığı ya da yokluğu hususunda Yargıtay tarafından bir takım kriterlere bakılarak karar verilmektedir. Bunlar; Şikayetin Olay Tarihinden Ne Kadar Süre Sonra Gerçekleştiği, Olayın Ne Şekilde Ortaya Çıktığı, Şikayetin Ne Şekilde Ya Da Kim Tarafından Yapıldığı, Taraflar Arasındaki Olay Öncesindeki Ve Olay Sonrasındaki İlişki Ve İletişim, Olay Sırasında Mukavemet Etme, Bağırma İmkan Ve Gücü Olmasına Rağmen Mukavemet Edip Etmediği, Bağırıp Bağırmadığı, İmkanı Olmasına Rağmen Olaydan Sonra Yardım İsteyip İstemediği, Taraflar Arasında Husumet Bulunup Bulunmadığı, Olay Yeri; Olay Yerinin Suçun İşlenmesine Elverişli Olup Olmadığı, Olaydan Hemen Sonra Mağdurun Olayı Başkasına Anlatıp Anlatmadığı, Mağdur Beyanlarının Çelişkili Ve İstikrarlı Olup Olmadığı, Deliller İle Çelişip Çelişmediği, Hayatın Olağan Akışına Aykırılık,
CİNSEL SALDIRI SUÇUNUN CEZASI NE KADAR
| Durum | Cezası |
| Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal etme | 5 yıldan 10 yıla kadar hapis (mağdurun şikâyeti üzerine) |
| Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis |
| Vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi | 12 yıldan az olmamak üzere hapis |
| Fiilin eşe karşı işlenmesi | Soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır |
| Ağırlaştırıcı haller (a–e bentleri) | Verilen cezalar yarı oranında artırılır |
| Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması | Ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır |
| Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü | Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası |
CİNSEL İSTİSMAR (TCK 103)
- 15 yaşından küçük ya da 15-18 yaş aralığında olup da gerçekleştirilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
- 15-18 yaş aralığındaki çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar cinsel istismar sayılır.
- 15-18 yaşında olan fiil ehliyeti olan çocuklar ile cebir, tehtid, hile olmaksızın gerçekleşen cinsel ilişki reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturur.
- Cinsel istismarın varlığı için vücuda temas gerekir bu temasın belli bir yoğunluğa ulaşması gerekir, Eylem kesinli, ani ise sarkıntılık suçu söz konusu olur.
- Sarkıntılık suçu TCK 103/1 fıkrasının 2. Ve 3. Cümlelerinde düzenlenmiştir. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.
CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNUN CEZASI
| Fiil / Durum | Ceza Miktarı | Açıklama / Şart |
| Cinsel istismar (genel) | 8 yıldan 15 yıla kadar hapis | Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi |
| Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması | 3 yıldan 8 yıla kadar hapis | Fiilin sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde |
| Mağdur 12 yaşını tamamlamamışsa (istismar) | En az 10 yıl hapis | Alt sınır yükseltilir |
| Mağdur 12 yaşını tamamlamamışsa (sarkıntılık) | En az 5 yıl hapis | Alt sınır yükseltilir |
| Sarkıntılık düzeyinde suçun failinin çocuk olması | Şikâyete bağlı | Soruşturma ve kovuşturma için mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyeti gerekir |
| Cinsel istismar (organ veya cisim sokulmasıyla) | En az 16 yıl hapis | Fiil vücuda organ veya sair bir cisim sokularak gerçekleştirilirse |
| Mağdur 12 yaşını tamamlamamışsa (organ/cisim sokulması) | En az 18 yıl hapis | Ağırlaştırılmış alt sınır uygulanır |
| Suçun birlikte işlenmesi (birden fazla kişiyle) | Cezalar yarı oranında artırılır | Madde 3/a kapsamında |
| Toplu yaşam alanlarında işlenmesi | Cezalar yarı oranında artırılır | Madde 3/b kapsamında |
| Akrabalık veya üvey bağla işlenmesi | Cezalar yarı oranında artırılır | Kan/kayın hısımlığı 3. dereceye kadar veya üvey/evlat edinen ilişkisi |
| Gözetim, eğitim, bakım ilişkisi olan kişilerce işlenmesi | Cezalar yarı oranında artırılır | Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık personeli vb. |
| Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin nüfuzu kullanılarak işlenmesi | Cezalar yarı oranında artırılır | Kamu görevi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuz kullanılmışsa |
| Cebir veya tehditle (a bendindeki çocuklara karşı) | Cezalar yarı oranında artırılır | 1. fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanılmışsa |
| Silah kullanarak (b bendindeki çocuklara karşı) | Cezalar yarı oranında artırılır | 1. fıkranın (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanılmışsa |
| Cebir ve şiddetin kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açması | Ek olarak kasten yaralama hükümleri uygulanır | İki suçtan da ceza verilir |
| Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi | Ağırlaştırılmış müebbet hapis | En ağır yaptırım uygulanır |
CİNSEL TACİZ (TCK 105)
- Mağdurun vücuduna temas olmaması gerekir.
- Eylem belli bir kişiye yönelik olmalıdır. Aksi takdirde huzur sükunu bozma, hayasızca hareketler, müstehcenlik söz konusu olur.
- Eylemin cinsel yönden rahatsız edici olması gerekir.
- Cinsel amaç taşımayan eylemlerde bu suç oluşmaz.
- 18 yaşından büyüklere karşı cinsel taciz şikayete tabi, uzlaşma uygulanmaz.
- Çocuğa karşı işlenmesi halinde şikayete tabi değil.
- Suçun; a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, e) Teşhir suretiyle, işlenmesi hâlinde şikayete tabi değildir.
TEHDİT (TCK 106)
Tehdit suçunun cezası kaç yıldır?
Silahla tehdit edilmesi cezanın artmasına neden olur mu?
- 1. Fıkrada düzenlenen suçun tamamı uzlaşma kapsamında. 1. Fıkranın 2. Cümlesi şikayete tabidir.
- Mağdurun tehdit eyleminden haberdar olması gerekir. Muhattabı belli olmayan tehdit eylemleri suç oluşturmaz.
- Tehdit; gelecekteki bir kötülüğün gerçekleştirileceğinin muhatabına bildirilmesidir, korku, iç huzursuzluk yaratmalıdır. Sözlerin söylenmesi ile suç oluşur, sonucun meydana gelmesine gerek yoktur.
- Tehdit; vücut bütünlüğüne, cinsel dokunulmazlığa, malvarlığı değerlerine ve bunlar dışında hukuken korunan bir değere yönelik olmalıdır.
- Geçmişe yönelik beyanlar tehdit suçunu oluşturmaz.
- Silahlı tehditte, silahın suçta kullanılması gerekir.
- Koşulları varsa erteleme, HAGB uygulanabilir. Verilen hapis cezası 1 yılın altında olduğunda Adli Para Cezasına çevrilebilir.
- Sağlık personeline yönelik tehditte verilecek ceza yarı oranında arttırılır. Erteleme hükümleri uygulanmaz, HAGB uygulanabilir.
KİŞİLERİN HUZUR VE SÜKUNUNU BOZMA (TCK 123)
- “Israrla” telefon etmek veya gürültü yapmak veya hukuka aykırı bir davranışta bulunulması gerekir.
- Kişilerin huzur ve sükununu bozmak maksadıyla, özel kast ile hareket edilmesi gerekir.
- Kişinin huzurunun bozulup bozulmamasının bir önemi yoktur, hareketlerin objektif olarak bu sonucu doğurabilecek nitelikte olması yeterlidir.
- Hareketlerde “ısrar” olması gerekir.
- Şikayete ve uzlaşmaya tabi bir suçtur.
CEZA: Faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
ISRARLI TAKİP (TCK 123/A)
- Bu suç ile özellikle kadına karşı şiddet suçlarının işlenmeden önce ısrarlı takip fiilleriyle mücadele edilmesi ve mağdurların korunması hedeflenmiştir.
- Fiziken takip etmek ya da 3. Kişiler vasıtasıyla ya da telefon, bilişim araçları gibi araçlar ile kişiye temas kurmaya çalışılması gereklidir. Bu hareketlerin ısrarlı bir şekilde yapılması gerekir.
- Israr; hareketlerin tekrarlanarak yapılmasını ifade eder. Hareketler makul sayılabilecek bir ölçüde ise suç oluşmaz. Müteaddit defalar tekrarlanması gerekir.
- Yapılan hareketlerin mağdurda; 1) Ciddi bir huzursuzluk yaratması ya da 2) Mağdurun kendisi ya da yakınlarının güvenliğinden endişe duymasına neden olması gerekir.
- Hareketlerin hangi amaçla yapıldığının bir önemi bulunmamaktadır. Suçun oluşması için hareketlerin kasten yapılması yeterlidir.
- Şikayete tabidir. Fail hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi uygulanabilir.
- Uzlaşma kapsamında değildir.
| Suçun Niteliği / Şartı | Açıklama | Hapis Cezası Süresi |
| Temel Hâl (Basit Hâl) | Fiziken takip etmek veya iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurmaya çalışmak suretiyle mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşturmak | 6 aydan 2 yıla kadar hapis |
| Nitelikli Hâl (a) | Suçun çocuğa karşı veya ayrılık kararı verilen ya da boşanılan eşe karşı işlenmesi | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
| Nitelikli Hâl (b) | Mağdurun okulunu, iş yerini veya konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olunması | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
| Nitelikli Hâl (c) | Hakkında uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbiri kararı bulunan failin suçu işlemesi | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
HAKARET (TCK 125)
Hakaret suçunun cezası nedir?
Sosyal medya üzerinden yapılan hakarette ceza artırımı olur mu?
- Hakaret suçu somut bir fiili ya da olgu isnadı veya sövmek suretiyle işlenebilir.
- İsnadın somut olması: belli bir zaman ya da konu ile ilişkilendirilebilir olmasıdır. İsnadın gerçek olup olmaması önemli değildir. İsnadın doğruluğunun ispatı halinde TCK 127. Madde uygulanır.
- Sövme ise: kişinin şeref ve saygınlığını rencide eden söz ve eylemlerdir.
- Söz veya hareketin hakaret olup olmadığı mağdurun subjektif durumuna göre değil objektif bir değerlendirme ile bulunur.
- Hakaret kişinin yüzüne karşı işlenebileceği gibi gıyabında da işlenebilir. Gıyapta hakarette 3 .kişinin ihtilat etmesi gerekir. İhtilat; temas etme anlamındadır. Yani failin en az 3 kişiyi muhatap alarak başka bir 3. Kişiye hakaret etmesi gerekir.
- Mağdura atılan mesajlar, mailler, mektuplar ile hakarette bulunulması yüze karşı hakaret kabul edilir, ihtilat unsuru aranmaz. Ancak mesajlar başkalarına gönderilmişse ihtilat unsuru aranır.
- Hakaret suçu, kamu görevlisine hakaret hariç şikayete tabidir.
- Kamu görevlisine karşı işlenmesi, ileti yoluyla hakaret , alenen hareket, Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı hakaret, Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle yapılan hakaret hariç Uzlaşmaya tabidir.
- İleti yoluyla hakaret , alenen hareket, Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı hakaret, Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle yapılan hakaret önödemeye tabidir. Önödeme teklifinin kabul edilip ödenmesiyle takipsizlik kararı verilir.
- Haksız tahrik durumunda genel uygulama maddesi olan TCK 29. Maddesi değil hakaret suçuna özgü TCK 129. Maddesi uygulanır.
HAKARET SUÇUNUN CEZASI
| Fıkra / Durum | Açıklama | Ceza |
| (1) Temel Hâl | Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle saldırmak. | 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası |
| (1) Gıyapta Hakaret | Mağdurun gıyabında hakaret edilmesi durumunda; fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. | 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası |
| (2) İleti Yoluyla Hakaret | Hakaretin sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle mağdura ulaştırılması. | 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası |
| (3-a) | Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi. | Alt sınır 1 yıldan az olamaz |
| (3-b) | Kişinin dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklaması, değiştirmesi, yayması veya dinin emirlerine uygun davranması nedeniyle hakaret. | Alt sınır 1 yıldan az olamaz |
| (3-c) | Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlere yönelik hakaret. | Alt sınır 1 yıldan az olamaz |
| (4) Alenen Hakaret | Hakaretin alenen (herkesin görebileceği veya duyabileceği şekilde) işlenmesi. | Verilen ceza altıda biri oranında artırılır |
| (5) Kurula Karşı Hakaret | Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi. | Suç, kurulu oluşturan tüm üyelere karşı işlenmiş sayılır; zincirleme suç hükümleri uygulanır |
ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL (TCK 134)
Özel hayatın gizliliğini ihlal cezası nedir?
Gizlice çekilen görüntüleri paylaşmak hangi cezaya tabidir?
- Suçun konusu özel hayata dair bir faaliyettir.
- 1. Fıkranın 1. Cümlesinde genel bir özel hayatı ihlal suçu, 1. Fıkranın 2. Cümlesinde görüntü ve seslerin kayda alınması ile özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu düzenlenmiştir.
- 2. Fıkrada ise görüntü veya seslerin ifşası suçu düzenlenmiştir. Görüntü ve sesler hukuka uygun şekilde elde edilmiş olsa bile rıza dışı ifşa edilmişse 2. Fıkradaki bu suç oluşur.
- Görüntü veya sesler hem hukuka aykırışekilde elde edilmiş hem de ifşa edilmiş ise hem 1. Fıkranın 2. Cümlesindeki suç hem de 2. Fıkradaki suç ayrı ayrı oluşur ve her ikisinden de ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilir.
- Suç şikayete tabi ve uzlaşma kapsamındadır.
- Güvenlik kamera düzeneklerinin bu suça vücut vermemesi için; kişilerin özel yaşamlarını, hareket serbestilerini kısıtlayacak, mahremiyetlerini deşifre edecek, tedirginlik yaratabilecek şekilde yerleştirilmemesi, görüntülerin yalnızca hukuksal egemenlik alanıyla sınırlı kalacak şekilde konumlandırılması gerekir. Bkz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 17/6/2013 tarihli 21432-16480 sayılı kararı
- Özel hayat kavramı; “TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun konusunu oluşturan özel hayat kavramı; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yaptıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kavramı kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kavramı kapsamına girip girmediği belirlenirken, sadece içinde bulunulan fiziki çevrenin özelliklerine bakılmamalı, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler de göz önüne alınmalıdır.” Yargıtay . Ceza Dairesi 2013/26216 E. , 2014/12690 K.
- İfşa: Görüntü veya seslerin yetkisiz kişilerce öğrenilmesinin sağlanmasıdır.
HIRSIZLIK (TCK 141,142)
Basit hırsızlık cezası kaç yıldır?
Basit hırsızlık ile nitelikli hırsızlık arasındaki fark nedir?
Basit Hırsızlık (TCK 141)
- Failin başkasına ait olan taşınır malı, kendisine ya da başkasına yarar sağlamak için almış olması gerekir.
- Malı elinde bulundurandan rıza dışı elinden alınmış olmalıdır.
- Malın failin egemenlik alanına girmesi, mağdurun tasarruf alanından çıkması gerekir.
- Hırsızlık suçunun a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
- Hırsızlık suçunun haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet şartı aranır.
- Hırsızlık suçunun a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde, b) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla, işlenmesi halinde, suçun soruşturma ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
- Basit hırsızlık uzlaşma kapsamındadır.
- Fail kesintisiz takip sonucu yakalanmışsa suç teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilir.
- Genel iştirak kuralları bu suçta da geçerlidir.
- TCK 168. Maddeye göre hırsızlık suçunda etkin pişmanlık mümkündür. kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
- Suçun gece vakti işlenmesi halinde TCK 143 madde gereği cezada artırıma gidilir.
- Şu haller basit hırsızlık kabul edilir;
Nitelikli Hırsızlık (TCK 142)
Nitelikli hırsızlık suçunun cezası kaç yıldır?
Hırsızlık suçunda ceza artırımı hangi durumlarda uygulanır?
- Nitelikli hırsızlık Hırsızlık suçunun haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet şartı aranır ve bu kişilere karşı işlenmesi halinde uzlaşmaya tabidir.
- ÜÇ YILDAN YEDİ YILA KADAR HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEBİLECEK HALLER
- Hırsızlık suçunun;
- a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,
- Malın kime ait olduğunun, kamu kurumuna ya da ibadethaneye ait olmasının bir önemi yoktur, önemli olan çalındığı yerin maddede belirtilen yerler olmasıdır.
- c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,
- Toplu taşına araçlarında ya da istasyon, otobüs, taksi, metro durağı gibi yerlerde şoför, personel ya da yolcuların eşyalarının çalınması gerekir.
- d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,
- Afetin yol açacağı zararları gidermek amacıyla hazırlanmış olmak kaydıyla; çadır, battaniye, yangın hortumu, can kurtaran yeleği gibi eşyaların çalınmış olması gerekir.
- Eşyanın bulunduğu yer önemli değildir; bunların bina içerisinde veya açıkta depolanmış olması mümkündür. Bunun gibi, eşyanın afet ve felâket bölgesine gittikten sonra ve henüz afetten zarar görenlere dağıtılmadan önce çalınması hâlinde de bent uygulanacaktır.
- e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında,
- Tarım aletleri, su motorları, hasat zamanı dışarıda bırakılan mahsuller bu bend kapsamındadır.
BEŞ YILDAN ON YILA KADAR HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEBİLECEK HALLER
- Hırsızlı Suçunun;
- a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
- Kişinin hırsızlık yapıldığı an ki durumu önemlidir. Akıl hastalığı, yaş küçüklüğü, zeka geriliği, yaşlılık gibi durumlar bu bend kapsamındadır.
- Bu bent hükmünün uygulanabilmesi için, kişinin malını koruyamayacak duruma fail tarafından getirilmemiş olması gerekir. Aksi takdirde, duruma göre, yağma suçunun veya bir başka suçu işlemek amacıyla kasten öldürme suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir.
- b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
- Yankesicilik veya kişisel çeviklik ile işlenen hırsızlık hâlleri bendin kapsamına girdiği gibi, bir hayvanı alıştırmak suretiyle ve ondan yararlanılarak işlenen fiiller hakkında da bendin uygulanması sağlanmıştır. Bunun gibi, yoldan giden bir kimsenin çantasını kapıp kaçmak suretiyle işlenen hırsızlık da bu bent kapsamında mütalâa edilmiştir. Ancak, bu son hâlde, direncini kırma amacıyla kişiye karşı cebir kullanılmamalıdır. Aksi takdirde, yağma suçu oluşur.
- c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
- Burada faillerin doğal afetin kişiler üzerinde yarattığı korkudan dolayı eşyalarını koruma konusundaki zayfılıklarından faydalanması durumu vardır. Bu bendin uygulanabilmesi için mağdurun etkilenmiş olduğu bir doğal afet ya da sosyal olayın gerçekleşmiş olması gerekir.
- d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
- Suçta sahibinin rızası olmadan ele geçirilmiş anahtar kullanılmışsa ya da anahtar bir şekilde kopyalanmışsa ya da kapı maymuncuk, tornavida, kredi kartı gibi aletler ile açılmışsa ya da herhangi bir şekilde ya da düzenekle kapının kilitlenmesi engellenerek hırsızlık gerçekleştirilmişse bu bend uygulanır.
- Bu nitelikli hâl için önemli olan, hırsızlık suçunun kilit açmak suretiyle işlenmesidir.
- Kilit, haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle açılmış olabilir. Anahtar, hırsızlık veya yağma suretiyle de elde edilmiş olabilir. Bu durumda iki suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir.
- Kilidin, hırsızlığı işlemek veya çalınmış malı başka yere nakletmek amacı ile açılmış olması gerekir.
- Kilidin muhkem (sağlam )olması şart değildir.
- Anahtar veya diğer aletlerin, vasıtasız olarak açılması mümkün olmayan bir kilidi açmak için kullanılması lazımdır.
- Kilidi kırmadan açmaya yarayan her türlü araç, alet sayılır.
- Sahibinin kilidin üzerinde unuttuğu anahtar çevrilerek kilidin açılması suretiyle hırsızlığın işlenmesi ve çalınacak şeyin herhangi bir aletle yerinden sökülmesi hâllerinde bu bent uygulanmayacaktır.
- e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
- Failin mağdurun ekonomik değeri olan bir verisini mağdurun tasarruf alanından kendi tasarruf yani egemenlik alanına geçirmesiyle bu suç oluşur. Örneği, mağdurun banka hesabına şifresi kırılarak girilerek buradaki paranın failin ya da kontrolünde olduğu başka bir banka hesabına aktarılması gibi, şifre hile ile elde edilirse dolandırıcılık suçu söz konusu olur.
- f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
- Failin tanınmamak için tedbirler alması gerekir, tanınıp tanınmamasının bir önemi yoktur.
- g) Büyük veya küçük baş hayvan hakkında,
- Küçükbaş hayvan tanımına girmeyen; tavuk, horoz, güvercin, kedi, köpek bu bend kapsamında sayılmaz.
- h) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,
- En çok karşılaşılan ve uygulanan bentdir.
- Herkesin girebileceği bir yer olsa da bina vasfı söz konusu ise yine bu bent uygulanır örneğin marketten bir eşyasının çalınması gibi.
- Bina, yanları ve üst kapalı yapılardır.
- Bina veya etrafı çevrili eklentilerinde yapılan hırsızlığın cezası artırılırken bu gibi yerlere giriş şekline önem verilmemiştir.
- Bina tanımına girmeyen bir yerde, örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alınma koşulu aranmış; böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması hâlinde nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir
Daha Az Cezayı Gerektiren Haller (TCK 144)
- Hırsızlık suçu a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde, b) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla, İşlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Malın Değerinin Az Olması (TCK 145)
- Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
- Suç tarihinde brüt asgari ücretin %10’ undan aşağı ise değer azlığı uygulanması gerekir.
YAĞMA (TCK 148,149)
Yağma (gasp) suçunun cezası kaç yıldır?
Nitelikli yağma hangi durumlarda oluşur ve ceza ne kadar artar?
- Malı elinde bulunduran kişiden almak için cebir veya tehdit uygulanması ile oluşur.
- Failin kendisine ya da başkasına yarar sağlama amacı taşıması gerekir.
- Cebir; malı elinde bulunduranın direncini kırmak ya da direnç göstermesine engel olmak amacıyla yapılan fiziki zorlama, tehdit ise; manevi zorlamadır.
- Cebir veya tehdit; kişinin hayatına, vücut bütünlüğüne, cinsel dokunulmazlığına ya da malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratmaya yönelik olmalıdır.
- Cebir veya tahdit malın alınmasına yönelik olmalıdır.
- Kişiyi malını koruyamayacak hale getirmek mefruz cebir sayılır. Örneğin çok sarhoş etmek gibi.
- Malın alınması ile yağma suçu oluşur. Bundan sonra malın geri verilmesi durumunda ancak etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.
- TCK 150. Maddesinde alacak yağması düzenlenmiştir. Burada kişinin hukuki bir alacağını tahsil etmek için cebir veya tehditte bulunması söz konusudur. Bu durumda yağma suçu yerine cebir halinde yaralama, tehdit durumunda ise tehdit suçundan hükm kurulur. Yaralama basit yaralama ise hem şikayete hem de uzlaşmaya tabi, eğer yaralama TCK 86/1 kapsamında yaralama ise sadece uzalaşmaya tabidir. Tehdit suçu ise uzlaşma kapsamındadır.
- Malın değerinin azlığı halinde değer azlığı nedeniyle indirim uygulanır. Burada failin daha çoğunu alabilme imkanı varken az miktarla yetinip yetinmediğine bakılır.
- Nitelikli Yağma
- Yağma suçunun;
- a) Silahla,
- b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,
- c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
- d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
- e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
- g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
- h) Gece vaktinde işlenmesi halinde nitelikli yağma söz konusu olur.
- YAĞMA SUÇUNUN CEZASI
| Fıkra | Suçun Tanımı | Cezası |
| 1 | Bir kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştireceği veya malvarlığı itibarıyla büyük zarara uğratacağı tehdidiyle veya cebir kullanarak, bir malı vermeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakmak | 6 yıldan 10 yıla kadar hapis |
| 2 | Cebir veya tehdit kullanarak mağduru; kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senet vermeye, var olan senedi hükümsüz kılacak belge vermeye, senet imzalamaya, senet imha etmeye veya bunlara karşı koymamaya mecbur bırakmak | 6 yıldan 10 yıla kadar hapis |
| 3 | Mağdurun kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi (örneğin bayıltılması) | Cebir sayılır (aynı ceza uygulanır) |
GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA (TCK 155)
- Malın maliki (sahibi) ya da zilyedi (o an elinde bulunduran) malı bir hukuki ilişkiye dayanarak, muhafaza edilmesi ya da belli bir şekilde kullanılması için bir kişiye teslim ettiğinde; bu kişi, malı kendisinin ya da başkasının yararına olarak devir amacı dışında tasarrufta bulunursa ya da devir olgusunu inkar edip zamanı geldiğinde iade etmezse bu suç oluşur.
- Mal rıza dışında fail tarafından alınmışsa hırsızlık, hile nedeniyle sakat bir rıza ile alınmışsa dolandırıcılık suçu söz konusu olur.
- Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde nitelikli hal söz konusu olur.
- Güveni Kötüye Kullanma suçunun a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
- Güveni Kötüye Kullanma suçunun haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet şartı aranır.
- Genel iştirak kuralları bu suçta da geçerlidir.
- TCK 168. Maddeye göre Güveni Kötüye Kullanma suçunda etkin pişmanlık mümkündür. kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
CEZALAR
SUÇUN BASİT HALİ şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası,
SUÇUN NİTELİKLİ HALİ şikayet aranmaksızın bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasıdır.
DOLANDIRICILIK (TCK 157)
Dolandırıcılık suçunun cezası nedir?
Nitelikli dolandırıcılık cezası hangi hallerde daha ağır uygulanır?
- Dolandırıcılık suçunun oluşması için; hileli bir davranış ile mağdur aldatılacak ve bunun sonucunda da fail ya da başkasının yararına, mağdur ya da başkasının zararı meydana gelmiş olacaktır.
- Hileli hareketin aldatıcı nitelikte, mağdurun denetimini olanaksız kılacak nitelikte olması gerekir. Basit bir araştırma ile gerçeğin anlaşılabileceği durumlar, basit yalanlar hile kabul edilmez.
- Hile; maddi olmayan yollarla karşısındakini aldatan, hataya düşüren, düzen, dolap, oyun, entrika ve bunun gibi her türlü eylem olarak kabul edilebilir.
- Bu eylemler bir gösteriş biçiminde olabileceği gibi, gizli davranışlar olarak da ortaya çıkabilir. Gösterişte, fail elinde bulunmayan imkânlara ve sıfata sahip olduğunu bildirmekte, gizli davranışta ise kendi durum veya sıfatını gizlemektedir. Ancak sadece yalan söylemek dolandırıcılık suçunun hile unsurunun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir.
- Kanun koyucu yalanı belirli birtakım şekiller altında yapıldığı ve kamu düzenini bozacak nitelikte bulunduğu hallerde cezalandırmaktadır. Böyle olunca hukuki işlemlerde veya sözleşmelerde bir kişi mücerret yalan söyleyerek diğerini aldatmış bulunuyorsa bu basit şekildeki aldatma, dolandırıcılık suçunun oluşumuna yetmeyecektir.
- Yapılan yalan açıklamaların dolandırıcılık suçunun hileli davranış unsurunu oluşturabilmesi için, bu açıklamaların doğruluğunu kabul ettirebilecek, böylece muhatabın inceleme eğilimini etkisiz bırakabilecek yoğunluk ve güçte olması ve gerektiğinde yalana birtakım dış hareketlerin eklenmiş bulunması gerekir.
- Dolandırıcılık suçunun basit hali uzlaşma kapsamındadır.
- Dolandırıcılık suçunun a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
- Dolandırıcılık suçunun haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet şartı aranır.
- Genel iştirak kuralları bu suçta da geçerlidir.
- TCK 168. Maddeye göre Dolandırıcılık suçunda etkin pişmanlık mümkündür. kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
- Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
- DOLANDIRICILIK SUÇUNUN NİTELİKLİ HALLERİ (TCK 158)
- a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
- Burada bir dinin aldatma aracı olarak kullanılması gerekir.
- b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
- 5237 sayılı TCK’nın 158/1-b maddesinde, dolandırıcılık suçunun, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşacağı, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartların, başkalarına güven duymaya ve sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlar olduğu, kişinin düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılmasının daha kolay olacağı, sanığın, bu tür eylemlerde, mağdurdan menfaat temin ederek; onun, merhamet, acıma, yardıma koşma, korku ve telaşa kapılma duygularını sömürdüğü.
- c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
- Algılama yeteneği tamamen ya da kısmen yitirilmişse rıza söz konusu olamayacağından hırsızlık söz konusu olur. Bu maddede zayıflıktan bahsettiğinden uyku hali, sarhoşluk gibi durumları kapsamaktadır.
- d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
- Mağdur çeşitli hilelerle kandırılıp mal varlığı aleyhine haksız bir menfaat temin edilmek istenildiğinde kamu kurum ve kuruluşları hilenin bir parçası olarak kullanılmakta ve mağdur dolandırılmaktadır.
- TCK’nın 158/1-d bendinin uygulanması ve işlenilen dolandırıcılık suçunun nitelikli sayılması için dolandırıcılıkta yapılan hilede kamu kurum ve kuruluşlarının herhangi bir maddi varlığı kullanılmadan sadece isimlerinin kullanılması yeterli değildir.
- Bu nitelikli hâlin uygulanması için kamu kurum ve kuruluşlarının bir maddi varlığının-değerinin hilede vasıta olarak kullanılması gerekir. Basılı evrak, antetli kâğıt, ruhsat, rozet, kimlik, diploma gibi varlıkların kullanılması gerekir.
- Örneğin nüfus cüzdanları nüfus müdürlüğünün, polis kimliği, rozeti, rütbesi elbisesi emniyet genel müdürlüğünün, diploma milli eğitim bakanlığının-ilgili üniversitenin, vergi dairesine ait kimlik ya da basılı evrak yine ilgili kurumun maddi varlıklarıdır.
- Tapunun araç olarak kullanılmasında sıklıkla; bir taşınmaz yerine başka bir taşınmaz gösterilmekte ve tapuda değeri düşük başka bir taşınmazın satışı yapılmaktadır. Sahte mahkeme kararıyla bir taşınmazla aidiyet oluşturulmakta ve tapuda satış yapılabilmektedir.
- e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
- Burada zararın, suçtan zarar gören kurum dışında tarafsız bilirkişilerce somut olarak tespit edilmiş olması gerekir.
- f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
- Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişiye ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
- Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması sözkonusu olacaktır.
- Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken banka veya diğer kredi kurumunun mutat faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerinden yararlanılması ya da banka ve kredi kurumlarının mutat faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılması gerekmektedir.
- Banka ve diğer kredi kurumlarının olağan faaliyet konuları 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 4. maddesinde sayılmış olup bunlara; mevduat kabul etmek, kredi vermek, çek ve diğer kambiyo senetlerinin iştirası (alım satımı), kredi kartları, banka kartları ve seyahat çekleri gibi ödeme vasıtalarının ihracı ve bunlarla ilgili faaliyetlerin yürütülmesi işlemlerini örnek göstermek mümkündür.
- Banka ve diğer kredi kurumlarının maddi varlıkları ise; adı geçen kurumlara ait dekont, teminat mektubu, basılı evrak, kimlik belgesi, giriş kartı, banka cüzdanı, çek, kredi kartı gibi ilgili kurumda etkin işlevi bulunan maddi varlıklardır. Kullanılan maddi varlığın belge niteliğinde bulunması şart olmayıp belge niteliğinde olanların da özel belge niteliğinde olması ile resmî belge niteliğinde olması arasında bir fark bulunmamaktadır.
- g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
- Bu nitelikli halin gerçekleşmesi için, basın ve yayın araçlarının suçun işlenmesinde bir kolaylık sağlamış olmaları gerekmektedir.
- Bentte sözü edilen ‘basın’ deyimi gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yayınların bütünü, matbuat olarak, ‘yayın’ deyimi ise, basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan duyurular, iletilen şey, neşriyat olarak tanımlanmaktadır.
- Bu nitelikli hal, basın ve yayın araçlarından yararlanmak suretiyle gerçekleştirilen hileli manipülasyon eylemleriyle haksız bir yarar elde edilmesi halinde oluşabilmektedir.
- Failin, yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır.
- Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân, program, haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte, kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler.
- Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g maddesinin varlığından söz edilemez.
- Yine şikâyetçinin basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez.
- Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp, ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir.
- Gazetede sahibinden satılık eşya ilanında, eşya tanıtılmadan soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada, gazeteye verilen ilanın failin sadece şikayetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık”, ilanda eşya gerçeğine aykırı olarak tanımlanıp, orjinalinden daha ucuza gösteriliyorsa, teşhir ve gösterim üzerine mağdur yanıltılmışsa nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
- h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
- Failin tacir sıfatını haiz olması yeterli olup, tacir sıfatının kazanılması bakımından da tüzel kişiliğin bulunmasının şart olmayıp, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesinde yer alan, “(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.”
- i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı Kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden … kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir.
- Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
- j)Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
- Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir.
- Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
- Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.
- “Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama” suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir.
- Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
- Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
- k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
- Kanun koyucu, sigorta şirketlerinin gelişmesi ve haksız yere zarara uğramalarını önlemek için sigorta bedelini almak maksadıyla gerçekleştirilen birtakım hileli davranışları nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlemiş ve daha ağır bir yaptırıma tâbi tutmuştur.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1401. maddesinde; “Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir” biçiminde sigorta sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Kanun koyucu hangi tür sigorta olursa olsun ayrım gözetmeden sigorta yapma yetkisini haiz bir sigorta şirketinden hakkı olmayan bir sigorta bedelinin kısmen veya tamamen alınmış olmasını nitelikli hal saymıştır.
- l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,
- Bu nitelikli hâl iki şekilde oluşabilir: Birincisi failin, mağdurda güven oluşturmak için gerçekte sahip olmadığı belli bir sıfatı kullanmasıdır. İkincisi ise failin maddede sayılan kurum ve kuruluşlarla ilişkisi olduğunu söylemesidir.
- Suçun ilk işleniş biçiminde fail, gerçekte sahip olmadığı bir sıfata sahip olduğunu iddia eder ve buna göre davranır. Bu nedenle fail, gerçek bir kamu görevlisi, banka çalışanı, sigorta şirketi elemanı veya bir kredi kurumu çalışanı olamaz. Fail, bu sıfatı taşımayan biri olmalıdır.
- İkinci işleniş biçiminde ise; failin, sahip olmadığı sıfatları kullanmasına, kendisinin polis, savcı, sigortacı veya zabıta olduğunu iddia etmesine gerek yoktur. Kamu kurumlarıyla, bankalarla, sigorta veya kredi kurumlarıyla ilişkili olduğunu iddia etmesi yeterlidir. Bu ilişkinin nasıl bir ilişki olduğu konusunda kanunda herhangi bir sınırlama getirilmemiştir
UYUŞTURUCU MADDE İMAL VE TİCARETİ (TCK 188)
Uyuşturucu ticareti cezası kaç yıl hapis gerektirir? Kişisel kullanım miktarı hangi kriterlere göre belirlenir?
Uyuşturucu ticaretinde etkin pişmanlık uygulanır mı?
- Uyuşturucu ticareti suçunda suçunun adından olsa gerek uyuşturucu madde sattığı iddiasıyla yakalanan kişiler genel olarak para almadım, uyuşturucu maddeyi vermedim vs. gibi savunmalar yapmaktadır. Ancak TCK 188 maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ticareti suçu sadece satmak fiilinden ibaret olmayıp TCK 188. Maddesinin 3. Fıkrasında yer alan dokuz fiilden herhangi bir fiilin gerçekleştirilmesi ile bu suç meydana gelmiş kabul edilmektedir. Bu nedenle uyuşturucu madde ile temas edildiği an uyuşturucu ticareti suçlaması ile karşı karşıya kalınması an meselesidir.
- 5237 sayılı TCK 188/3 maddesinde hangi fiillerin uyuşturucu madde ticareti sayıldığı düzenlenmiştir. Bu sayılan fiiller dışında başkaca bir fiil kanunilik ilkesi gereği uyuşturucu madde ticareti olarak kabul edilmesi olanaklı değildir. Maddede yer alan fiillere baktığımızda;
- Satmak: Uyuşturucu maddeyi belli bir karşılık ile verilmesidir. Satma suçunda miktarın bir önemi bulunmamaktadır. Gizli soruşturmacıya uyuşturucu madde satılması gerçek anlamda bir alım-satım olmadığından satma kapsamında kabul edilemez ancak satım anına kadar ki eylemler satmak için bulundurmak suçunu oluşturur.
- Satışa Arz Etmek: Müşteri aramak, pazarlık yapmak, ilan, reklam vermek bu kapsamdadır.
- Başkalarına vermek: Uyuşturucu maddeyi bedel almaksızın başkasına devretmektir. Arkadaşına kullanmak için uyuşturucu vermek bu kapsamdadır. Kullanmak için yanında bulundurduğu uyuşturucu maddeyi kendisi de kullandığı sırada başkalarına ikram edilmesi, başkalarına vermek kapsamında değerlendirilmez. TCK 191. Maddesindeki kullanak için uyuşturucu madde kullanma suçunu oluşturur.
- Sevketmek: Bir kimsenin maliki ya da zilyedi olduğu uyuşturucu maddeleri kullanma amacı dışında bir amaçla başka bir yere başkası aracılığı ile göndermesidir.
- Nakletmek: Bir kimsenin uyuşturucu maddeyi bir yerden başka bir yere kendisinin götürmesidir. Nakledecek kişi uyuşturucu maddenin temin edilmesine iştirak etmemiş ve henüz uyuşturucu maddeyi teslim almadan yakalanmışsa eylem teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilmektedir.
- Depolamak: Uyuşturucu maddelerin bir yerde tutulmasını ifade etmektedir.
- Satın Almak: Bir bedel karşılığında uyuşturucu madde üzerindeki tasarruf etme hakkının satın alınmasıdır. Burada ticaret suçunun kabul için kişinin kullanmak maksadı dışında bir amaçla satın almış olması gerekir.
- Kabul etmek: Başkasına ait uyuşturucu maddeyi herhangi bir karşılık vermeden üzerine alınmasıdır.
- Bulundurmak: Kendisi ya da başkasına ait uyuşturucu maddeleri fiili ve hukuki egemenliği altında, tasarruf edilebilecek şekilde tutmasıdır. Kişisel kullanım amacı dışında bulundurması gerekir.
- Hangi amaçla bulundurduğunun tespiti için Yargıtay tarafından bir takım kriterler geliştirilmiştir. Bunlar:
- Failin hareketleri: Failin uyuşturucu satabileceği pazar araması, kaç paraya nerede satabileceği şeklinde sorular sorması, satışa ilişkin anlaşmalar yapması, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin saklanması için yer kiralaması, uyuşturucu maddeleri sevk için araç, kurye temin etmesi, reklam vermesi gibi hareketler ticari maksada yönelik hareketlerdir.
- Uyuşturucu maddenin ele geçiriliş şekli: Ele geçirilen uyuşturucu veya uyarıcı maddenin özenle hazırlanmış çok sayıda küçük paketlerden oluşması, bu maddelerin yanında paketleme makinesi, hassas terazi, tartı gibi aletlerin bulunması, bu aletlerde uyuşturucu madde kalıntılarının tespit edilmesi, uyuşturucu maddenin paketlenmesi için özel olarak hazırlanmış kâğıt parçaları, şeffaf poşet vb. malzemelerin elde edilmesi, küçük miktarlarda parça parça paranın ele geçirilmesi, para kesesinin ele geçirilmesi, failin cep telefonunda olağan dışı sayılabilecek derecede fazla arama, cevapsız çağrı, mesaj olması gibi hususlar ticaret maksadıyla hareket edildiğini gösterebilir.
- Uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yer ve zaman: Kullanmak için uyuşturucu madde bulunduran kişiler genellikle bu maddeleri rahatlıkla erişebilecekleri yerlerde muhafaza ederler. Uyuşturucu maddenin gizli bir depoda, samanlıkta, mezarlıkta, harabelik, yıkıntılık, ıssız yerlerde bulundurulması halinde kullanma maksadının olmadığı düşünülebilir. Failin eğlence merkezleri veya restoran gibi kalabalık ortamlara girerken veya park ve gezi yerleri, üniversite kampüsleri veya okul önünde yakalanması failin amacının satmak olduğu değerlendirilebilir. Bunun dışında kişinin aracındaki özel yapım bir zulada, çantasında özel olarak yapılmış bir zulada, kişinin vücuduna yerleştirilmiş şekilde elde edilmesi de ticaret maksadını gösterebilir.
- Uyuşturucu maddenin miktarı; Yargıtay önceki uygulamalarında kişisel kullanım miktarının belirlenmesinde “1 yıllık kullanım miktarını” esas almaktayken yeni kararlarında somut olayın özelliklerine göre belli bir zaman dilimi içinde sanık tarafından tüketilebilecek miktarını esas almaktadır. Örneğin aracıyla seyahat ederken yakalanan kişinin beyanında 1 aylığına yaz tatili için köyüne gittiğini bu nedenle uyuşturucu maddeleri de içmek için toplu şekilde aldığını beyan etmesi halinde kişinin söz konusu uyuşturucu maddeyi beyanında belirttiği süre zarfında tüketip tüketemeyeceğini değerlendirmektedir.
- Failin uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı: Failin uyuşturucu madde bağımlısı olması uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanma amacıyla satın alındığı, kabul edildiği veya bulundurulduğuna emare teşkil edebilir.
- Failin ekonomik durumu: Failin ekonomik durumunda normalin dışında hesap hareketlerinin bulunması, failin harcama eğiliminde keskin değişiklikler meydana gelmesi ticari amacın varlığına delil teşkil edebilir, geçimini ne ile sağladığı da önemlidir. Uyuşturucu maddenin değeri failin ekonomik durumu ile bağlantılı olarak dikkate alınmaktadır. Failin aylık geliri ile orantılı miktarda uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması diğer delillerle birlikte failin kullanma amacının değerlendirilmesinde gözetilmektedir. Miktarın yüksek olduğu veya failin ekonomik durumu ile uyumsuz olduğu hallerde ticari bir maksatla hareket edildiği yönünde bir değerlendirme yapılabilir.
- Uyuşturucu Maddelerin Eroin, Kokain, Morfin, Bazmorfin, Sentetik Kannabinoid Ve Türevleri, Sentetik Katinon Ve Türevleri, Sentetik Opioid Ve Türevleri Veya Amfetamin Ve Türevleri Olması Halinde; TCK 188/4-a maddesine göre ceza miktarı itibariyle yarı oranında arttırım söz konusudur. Maddede belirtilen bu uyuşturucu maddeler maddede yazanlarla sınırlıdır.
- Uyuşturucu Madde İmal Veya Ticaretinin; Okul, Yurt, Hastane, Kışla Veya İbadethane Gibi Tedavi, Eğitim, Askerî Ve Sosyal Amaçla Toplu Bulunulan Bina Ve Tesisler İle Bunların Varsa Çevre Duvarı, Tel Örgü Veya Benzeri Engel Veya İşaretlerle Belirlenen Sınırlarına İki Yüz Metreden Yakın Mesafe İçindeki Umumi Veya Umuma Açık Yerlerde İşlenmesi Halinde, * Ceza yarı oranında artırılır.
- TCK 188/4-b maddesinde yazan yerlerin tespiti için 200 metrenin yaya olarak ya da mutad araçlarla gidilebilecek şekilde belirlenmesi gerekir kuş bakışı ölçüm kabul edilmez. Ayrıca umuma açık yer olması gerekir, 200 metreden yakın olsa da araç içi, bina, ev için bu madde kapsamında sayılmaz.
- Bu suçta etkin pişmanlık uygulaması, indirimi yapılabilir. TCK 192. Maddesinde düzenlenen etkin pişmanlıktan faydalanabilmek için;
- MADDENİN BİRİNCİ FIKRASINDA uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, diğer suç ortakları ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerler hakkında bilgi vermesi ve verilen bilginin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir. Bu düzenlemede, etkin pişmanlık cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir şahsî sebep olarak kabul edilmiştir.
- MADDENİN İKİNCİ FIKRASINDA, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçu ile ilgili olarak etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir.
- ÜÇÜNCÜ FIKRADA, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak SORUŞTURMA BAŞLADIKTAN SONRA, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir.
- Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre, 5237 sayılı TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:
- 1- Fail 5237 sayılı TCK’nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.
- 2- Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.
- 3- Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır.
- 4- Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı CMK’nın 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir.
- 5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir.
- 6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır.
UYUŞTURUCU MADDE KULLANMAK (TCK 191)
- Uyuşturucu madde kullanma suçunun cezası nedir?
- Uyuşturucu kullanma suçunda tedavi ve denetimli serbestlik nasıl uygulanır?
- Kişisel kullanım için satın alma, kabul etme, bulundurma bu suçu oluşturur.
- Kişinin kullanıcı olduğunun kabulü için uyuşturucu madde ele geçirilmeli ya da kan ya da idrarında uyuşturucu kullandığı tespit edilmelidir.
- Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re’sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
- Uyuşturucunun kullanım amacıyla bulundurulması gerekir aksi takdirde uyuşturucu madde ticareti gündeme gelebilir.
- Kişisel kullanım miktarı; somut olayın özelliklerine göre belirlenen zaman dilimi içerisinde, kişisel kullanımı için gerekli azami miktardır.
- İlk kez kullanmada şüpheli hakkında kamu davasının açılmasını ertelenmesi kararı verilir ve kişi hakkında denetim uygulanır. Ancak ikinci kez kullandığı tespit edildiğinde, bu artık denetimi ihlal eden bir davranış kabul edilir ve ilk kullanımdan dolayı verilen erteleme kararı kaldırılıp hakkında iddianame düzenlenip dava açılır.
RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK (TCK 204 )
Resmî belgeyi sahte olarak düzenlemek hangi şartlarda suç sayılır?
Sahte resmî belgenin kullanılması cezada nasıl bir artışa yol açar?
- Resmi belgede sahtecilik suçu TCK 204. Maddesinde düzenlenmiş olup suçun oluşması için 3 ayrı seçimlik hareket öngörülmüştür. Bu hareketlerin birinin yapılması ile suç gerçekleşmiş olur. Bu hareketler; 1) resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek, 2) gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek 3) sahte resmi belgeyi kullanmak.
- Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir.
- İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır.
- Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir.
- Belge Kavramı; Belge, hukuki sonuç doğurmaya elverişli, irade beyanı içeren ve düzenleyicisinin kim olduğu belli olan yazılı evraktır.
- Yazılı olması gerekir; yazı mevcut değilse belge de yoktur, yazının okunmaması, anlaşılamaması halinde de belgeden söz edilemez, mevzuat gereği özel şekil şartları aranan belgelerin bu şekilde şartlarına uygun olarak düzenlenmiş olması gerekir.
- Düzenleyicisinin belli olması gerekir; bundan anlaşılması gereken yazının kim adına düzenlendiğidir. Yazıyı yazanın belge içeriğinden anlaşılması gerekir, düzenleyicisinin belli olmaması halinde hukuki değer taşımayacağı için belge sayılmaz.
- Hukuki Değer Taşıması gerekir; yazının hukuki bir etkisi, hukuksal alanda sonuç doğurabilmesi, bir şeyin doğruluk ya da gerçekliğini ortaya koyabilmesi gerekir.
- Belgenin Ceza Kanunumuzda yapılmış yasal bir tanımı yoktur. Ancak, yargı kararları da dikkate alındığında ceza hukuku anlamında belgeyi “kağıt, metal levha, plastik malzeme, deri, bez parçası gibi taşınır ve belli sağlamlıkta bir eşya üzerine yazılarak, hukuken anlam ifade eden irade açıklaması içeren ve belli kişi veya kişilere izafe edilebilen her türlü yazı” şeklinde tanımlamak mümkündür.
- Suçun konusu resmi belgedir. Resmi belgenin temel unsurları; 1-Kamu görevlisi tarafından düzenlenmesi, 2-Görevi gereği düzenlenmesi, 3-Öngörülmüşse, usul ve şekil kurallarına uyulmasıdır.
- Bir belgenin sahte olduğun kabul edebilmek için belgenin aldatma kabiliyetinin olması gerekir. Aldatma kabiliyetinin olduğunun kabulü için, sahteciliğin ilk bakışta anlaşılamaması, belirsiz sayıda kişiyi kandırabilecek güç ve nitelikte olması gerekir. İlk bakışta anlaşılabilen sahteciliklerde aldatma kabiliyetinin olmadığı, sahteliği özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça anlaşılamıyorsa belgenin sahte olduğu kabuk edilir. Aldatma kabiliyetinin olup olmadığının denetiminin Yargılama makamı tarafından bizzat yapılması gerekir.
- Aldatma kabiliyeti, objektif ölçütlere göre ele alınmakta, muhatabın hatasından dikkatsizlik ya da özensizliğinden kaynaklanan haller aldatma yeteneğinin var olduğu şeklinde değerlendirilmemektedir.
- Resmi belgeler yönünden aldatma yeteneğinin olup olmadığının değerlendirilmesi sırasında bu belgenin varlığı ve geçerliliği için mevzuata uygun şekilde düzenlenip düzenlenmediğinin de (başlık, sayı, konu, tarih, ilgi, dağıtım, imza, mühür vb. gibi) dikkate alınması gerekmektedir.
- Suçla korunan hukuki yarar ise kamu güveni olup, suçun mağduru da toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bununla birlikte suçun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün olduğundan, gerçek ve tüzel kişiler de yargılamaya katılabileceklerdir.
ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK (TCK 207)
Özel belge üzerinde yapılan değişiklik hangi durumlarda sahtecilik sayılır?
Özel belgenin sahte olduğunu bilerek kullanmanın cezası nedir?
- Söz konusu suçu oluşturan hareketlerden biri, özel belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Özel belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir.
- Suç, gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek suretiyle de işlenebilir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan özel belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Mevcut olan özel belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde, özel belgeyi bozma suçu oluşur.
- Söz konusu suçun tamamlanabilmesi için, bu iki seçimlik hareketten birinin gerçekleşmesinin yanı sıra, düzenlenen sahte belgenin kullanılması gerekir.
- Suçun oluşması için, bir unsur olarak kullanmanın gerçekleşmesi gerekir. Kullanmadan maksat, bu sahte belgenin herhangi bir hukukî ilişkide veya herhangi bir hukukî işlem tesisinde dikkate alınmasını sağlamaya çalışmaktır.
- Maddenin ikinci fıkrasında, başkaları tarafından sahte olarak düzenlenmiş olan bir özel belgenin kullanılması, suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, kullanan kişinin, belgenin sahte olduğunu bilmesi gerekir. Yani bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir.
- Özel belge sayılan belgeler; unsurları bulunmayan bonolar, ücret bordroları, banka teminat mektupları, kira sözleşmeleri, emre yazılı kambiyo senetleri, hisse senedi, tahvil, vasiyetname.
- “Sanığın, müşteki adına cep telefonu abonelik sözleşmesi imzalaması eyleminin hüküm tarihinden önce 19/02/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” şeklindeki düzenlemeler karşısında; 5237 Sayılı TCK’nun 207/1 maddesindeki özel belgede sahtecilik suçunu oluşturmayıp, özel hüküm niteliğinde bulunan ve önödeme kapsamında olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63/10 maddesine uygun bulunduğu, önödeme usulü uygulanmasının dava şartı niteliğinde olduğu, sanığa usulünce önödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği”
KUMAR OYNANMASI İÇİN YER VER İMKAN SAĞLAMA (TCK 228)
- TCK’nın 228. maddesinin birinci fıkrasında kumar oynanması için yer ve imkân sağlayan failin cezalandırılacağı hüküm altına alınmış, altıncı fıkrada ise Ceza Kanunu’nun uygulanması bakımından kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kâr ve zararın talihe bağlı olduğu oyun şeklinde tanımlanmıştır. Bu anlamda kazanç amacı olmaksızın sırf eğlenmek üzere oyun oynanmasına yer ve imkân sağlamak bu suçu oluşturmayacaktır.
- Yine kâr ve zararın talihe bağlı olması ise kazanç veya kaybın fail tarafından belirlenememesi anlamına gelmektedir. Tamamen veya kısmen oyuncunun maharetine, bilgisine, tecrübesine, ustalığına bağlı oyunlar kumar sayılmamaktadır.
- Bir oyunun kumar sayılabilmesi için taliye bağlı olması gerektiğinden oyuncunun maharetine, tecrübesine, bilgisine bağlı oyunlar para karşılığı oynansa dahi kumar sayılmazlar. Örneğin satranç, panayırda penaltı atışı gibi. Bazı oyunlar da hileli olması nedeniyle kumar sayılmazlar Örneğin “bul karoyu al parayı” gibi burada oynatanın dolandırıcılık suçundan sorumluluğuna gidilmesi gerekir.
- Diğer taraftan Devlet bazen kanuni düzenlemelerle kazanç amacıyla oynanan ve kazanmanın şans ve talihe bağlı olduğu bir kısım oyunlara izin vermektedir. Bu oyunların oynanmasına kanunla izin verildiğinden bu oyunları oynatmak eylemi de suç olarak kabul edilemez.
- Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçu birden fazla hareketli bir suçtur. Diğer bir ifade ile bu suçun oluşabilmesi için failin kumar oynanması amacıyla hem yer hem de imkân sağlaması gerekmektedir. Bu anlamda sadece yer veya sadece imkân sağlanması ile suç oluşmaz.
- Yer sağlama kumar oynanacak yerin tahsisi, imkân sağlanması ise yer sağlanması dışında kalan ve kumar oynanmasını kolaylaştıran hareketlerdir.
- Kumar oynanması için sağlanan yerin mutlaka kumarhane olması gerekli değildir. Ev, dernek binası, kulüp binası, vb. yerler de bu kapsamda sayılabilir. Ayrıca bu yerin mutlaka sahibi tarafından sağlanması da gerekli değildir. Bir yeri elinde bulunduran kişinin de suçtan dolayı sorumlu tutulması mümkündür. Bu anlamda, bir depoda geceleri bekçilik yapan veya bir iş yerinin anahtarlarını elinde bulunduran bir kişi, o yeri kumar oynanması için açtığında yer sağlamış sayılır. İmkân sağlama ise, kumar oynamaya elverişli bir ortam sağlamak olarak tanımlanabilir. Bu anlamda oynanmak istenen oyun için gerekli araç gerecin de hazır bulundurulması imkân sağlama olarak anlaşılmalıdır. Örnek olarak poker oynanması için gerekli olan masa, sandalye, oyun kağıtları, vb. araç gerecin temin edilmesi, imkân sağlama olarak kabul edilebilir. Bunun yanı sıra, kumar oynayacak kişilerin ulaşımının sağlanması, kumar oynanacak yerin polis baskınına karşı korunması, oyunun nasıl oynanacağının öğretilmesi, oyunculara borç para verilmesi de imkân sağlama olarak nitelendirilmektedir.
- Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçunun maddi konusunu “kumar oynanması için sağlanan bina, ev, oda, vs. yerler ile kumara imkân sağlayan oyun kâğıdı, masa, özel yapım makineler gibi her türlü araç” oluşturur.
- Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçuyla korunan hukuki yarar ise hem toplumdaki sosyal ve ekonomik düzenin hem de genel ahlâkın korunmasıdır. Bu husus Kanun’un gerekçesinde de “Bu suça ilişkin düzenlemede, kumarın sosyal bakımdan ortaya koyduğu büyük tehlike ve doğurması olası facialar göz önüne alınmıştır.” şeklinde ifade edilmiştir.
- Kumar oynamak suç değil kabahat olarak düzenlenmiştir.
- İnternet ortamındaki kumar yayınları ile ilgili olarak erişim yasağı getirilebilir.
- İnternetten oynanan Yasa dışı bahislerde 7258 sayılı yasanın 5. Maddesine muhalefet söz konusu olur.
- Birinci fıkradaki suç seri muhakemeye tabi bir suçtur.
BANKA VEYA KREDİ KARTLARININ KÖTÜYE KULLANILMASI (TCK 245)
Başkasının banka kartını rıza olmadan kullanmanın cezası nedir?
Kartın sadece ele geçirilmesi suç sayılır mı?
- Maddede 3 farklı suç düzenlenmiştir;
- Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa,
- Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi,
- Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi.
- Suç mağduru; 1. Fıkradaki suç yönünden; kart hamili. 2. Fıkradaki suç yönünden; kartı çıkaran banka, 3. Fıkradaki suç yönünden; kart banka hesabı ile irtibatlandırılan hesap sahibi ile banka.
- Kartın suç teşkil eden bir fiil ile elde edilmişse ayrıca bu fiilden de cezalandırma yoluna gidilir. Örneğin kart hırsızlık, dolandırıcılık vs şekilde elde edilmişse bu suçlardan da cezaya hükmedilir.
- Banka veya kredi kartının sahibinin rızası dışında kullanılması durumunda, banka kartının fiziki olarak kullanılması zorunlu olmakla birlikte, kredi kartının fiziken kullanılması zorunlun değildir. Üzerindeki kart numaraları kullanılarak işlem yapıldığında da suç oluşur.
- Sahte banka kartı üretilip kullanıldığında hem 2. Fıkradaki hem de 3. Fıkradaki suç oluşacaktır.
- 1. Fıkradaki suçun oluşması için ortada gerçek bir kartın olması gerekir. Kart sahte ise 2. Ve 3. Fıkradaki suçlar oluşur.
- Failin yalnızca kartı ele geçirmesi ancak kullanmaması halinde bu suç oluşmaz. Ele geçirme hangi suçu oluşturuyorsa o suç oluşur.
- Mağdurun rızası kartın kullanılması için olmalıdır. Rıza kart kullanılmadan önce olmalıdır.
- Kartın kullanılmasıyla yarar sağlanması gerekir, yarar sağlanması suçun kurucu unsurudur.
- Yarar maddi, ekonomik yarar olmalıdır.
- Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek suçu;
- Sahte kartın başkasının banka hesabı ile ilişkilendirilmesi gerekir.
- Kredi kartı sözleşmesinde sahtecilik yapılması halinde bu suç değil, 5464 sayılı yasanın 37/2 maddesindeki suç söz konusu olur.
- Burada kartın sahte olduğunu bilerek, fıkrada belirtilen hareketlerden birinin yapılmış olması gerekir, kartın kullanılmasına gerek yoktur.
- Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlamak suçu;
- Burada da sahte bir kart olması gerekir. Ancak bir hesapla irtibatlandırılmış olmasına gerek yoktur.
- Burada da kartın kullanılmış olması gerekir.
- Yarar sağlanmış olması suçun unsurudur, kart kullanılmış olmasına rağmen yarar sağlanmamışsa suç teşebbüs aşamasında kalmış demektir.
ZİMMET (TCK 247)
Zimmet suçunda hileli davranışların ceza üzerindeki etkisi nedir?
Kullanma zimmeti hangi hallerde oluşur?
- Fail kamu görevlisidir.
- Kamu görevlisi olmadığı halde özel yasalarında personeli “memur gibi cezalandırılacağı” yazan kamu kurumu personeli de bu suçun faili olabilir.
- Suça konu mal, kamu görevlisine zilyetlik veya koruma gözetim nedeniyle verilmesi gerekir. Görevlendirmenin yasaya uygun olup olmadığı araştırılmalıdır.
- Bir malın zilyedliği kamu görevlisine devredilmiş olabilir ancak görev gereği gözetimi altında bulunması, koruması kollaması gereken bir malsa suçun konusunu oluşturur. Bu nedenle resmen teslim edilmiş olması da zorunlu değidir.
- Suç, zimmete geçirmeyle oluşur. Zimmete geçirme; mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunulmasıdır.
- Kamu görevlisinin kendisine bırakılan parayı kötü yönetim, gibi bir nedenle fazla harcaması durumunda bu suç oluşmaz.
- Maddi unsur, “zimmete geçirme” olduğundan malın bozulması, yok olması gibi durumlarda zimmet suçu oluşmaz.
- Yargıtay idarenin zarara uğramış olmasını aramaktadır.
- Hileyle işlenen zimmet; zimmetin açığa çıkmasını engelleyici davranış gerekir. Buradaki hile, basit bir denetim ile ya da araştırma ile açığa çıkamayacak derecede olmalıdır.
- Kullanma zimmeti; malın fail tarafından malik gibi tasarruf edilmesi fakat sonradan iade edilmesiyle gerçekleşir. Bu nedenle daha çok tüketilebilir mallar ile ilgili işlenebilmektedir. Burada malik gibi tasarrufta bulunmak öğesinin bulunması gerekir. Bu öğe yoksa suç oluşmaz. Örneğin memurun bilgisayarı çalışmak için eve götürmesi gibi.
- ETKİN PİŞMANLIK;
- Soruşturma başlamadan önce aynen iade, zararın tamamının giderilmesi halinde; 2/3 indirim,
- Kovuşturma başlamadan önce aynen iade, zararın tamamını giderilmesi halinde ½ indirim
- Hüküm verilmeden önce aynen iade, zararın tamamının giderilmesi halinde 1/3 indirim.
- CEZALAR
- Beş Yıldan Oniki Yıla Kadar Hapis CEZASI
- Zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Kullanma Zimmeti halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.
İRTİKAP (TCK 250)
İrtikap suçunda icbar ve ikna yöntemleri arasındaki fark nedir?
Kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanması cezada nasıl değerlendirilir?
- Fail sadece kamı görevlisi olabilir.
- Görev suçu olması nedeniyle, kamu görevlisinin görevini yaparken ve yetkisini kullanırken veya işlemi yapabilecek durumda iken çıkar sağlamasıdır. Bu nedenle failin görev ve yetkisinin bağlı bulunduğu kurumdan sorulması gerekir.
- Yasa ve mevzuata aykırı şekilde fiilen bir görevin üstlenilmesi fail olmak için yeterli değildir.
- İcbar suretiyle irtikap; burada nüfuzun kötüye kullanılması aranmakta olup, fail görevinin kendisine sağlamış olduğu nüfuzunu kötüye kullanarak çıkar elde etmek için mağduru zorlamaktadır. İcbar öğesi, mağdurun isteği dışında zorlanmasıdır. İrtikap suçunu oluşturacak zorlamanın manevi zorlama olması gerekir. Ancak yağmayı oluşturan tehdit boyutunda olmamalıdır. Mağdur, failin davranışları sonucunda işin yapılmayacağı, sürüncemede kalacağı, konusunda haklı bir endişeye kapılarak faile yarar sağlamış olmalıdır. Burada mağdur yararın haksız olduğunu bilmektedir.
- İkna Suretiyle İrtikap; burada suç, görevin sağladığı güven kötüye kullanılarak, ikna yöntemiyle işlenmektedir.
- Kişisel güven değil, görev nedeniyle duyulan bir güven söz konusu olmalıdır.
- Kandırılan mağdur, yapılacak görev karşılığı meşru bir ödeme yaptığını zannetmektedir.
- Mağdurun ikna edildiğinin kabul edilebilmesi için, mağdurun kararının failin hileli davranışının tesiriyle olması gerekir. Tavsiye telkin ile elde edilen yarar bu suçu oluşturmaz.
- Hatadan Yararlanarak İşlenen İrtikap; Burada failin ikna ve icbara yönelik davranışı olmadığı halde, mağdurun içinde bulunduğu bilgisizlik, dalgınlık, vs. hatalı davranışından istifade ederek çıkar sağlaması durumunda bu suç oluşur.
- Suç, yararın sağlanması veya vaad edilmesi ile tamamlanır.
- Kamu görevlisi hakkında 4483 sayılı yasa uyarınca izin alınmasına gerek yoktur. Soruştura Cumhuriyet Savcısı tarafından doğrudan yürütülür.
RÜŞVET (TCK 252)
- Kanunda rüşvet veren bakımından “Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi”, rüşvet alan bakımından ise “görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi” denilmiştir.,
- Rüşvet verenin sıfatı önemli değilken rüşvet alanın yani menfaat elde edenin kamu görevlisi olması gerekir.
- Bir işin kamu görevlisinin görevine girip girmediği mevzuatla belirlenmelidir.
- Göreve giren bir iş olup olmadığının tespiti bakımından, işin kamu görevlisine özgülenmiş olması gerekir.
- Görevin gereklerine uygunluk ya da aykırılık ayrımı yapılmaksızın anlaşma kapsamında sağlanan haksız menfaat rüşvet suçu olarak kabul edilmektedir. Haksız menfaatin göreve dahil iş karşılığında sağlanması yeterlidir.
- Görevin ifası ile ilgili işin belirli olması gerekir. Rüşvet konusu işin ne olduğu belirli değilken, genel bir durum konusunda irade birliğine varılması halinde rüşvet suçu oluşmaz.
- Rüşvet anlaşmasının konusu olan işin yerine getirilip getirilmemesinin suça bir etkisi yoktur.
- Rüşvet veren ve alan açısından suçun hareket unsurunu, menfaat sağlama ve rüşvet konusunda anlaşmaya varma oluşturur.
- Suç tarihi rüşvet anlaşmasının yapıldığı tarihtir.
- Rüşvet suçunun tamamlanması için rüşvet anlaşmasının yapılması yeterlidir ANCAK, anlaşmanın varlığı için tarafların özgür iradelerinin bulunması gerekir. Bir tarafı yakalatmak için yapılan rüşvet anlaşması özgür iradeye dayanmadığından rüşvetin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilir.
- Rüşvet suçunun oluşmasının temel şartı rüşvet anlaşmasının varlığıdır. Rüşvet anlaşmasının varlığı için sadece menfaatin teklif edilmesi ve kabul edilmesi yeterli olmayıp, bir şeyin yapılması ya da yapılmaması konusunda da anlaşılması gerekir.
- Rüşvet suçunun kanıtı kabul edilebilecek delillerin yorumu gerektirmeyecek biçimde rüşvet suçunun anlaşma da dahil tüm unsurlarını ortaya koyması, görevin gereklerine aykırı hareket edilmesi için hangi iş ve işlem nedeniyle menfaat temin edildiği ya da rüşvet anlaşmasına varıldığı hususunun açık olması gerekir.
- Taraf iradelerinin şüpheye yer vermeyecek açıklıkta olması gerekir.
- Kışkırtıcı ajanların sanığı yakalamak için rüşvet teklif etmesi ve sanık tarafından kabulü halinde ortada özgür irade ürünü bir rüşvet anlaşması bulunmadığından rüşvet suçu teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilir.
- Şarta bağlı olarak rüşvet anlaşması yapılamaz.
- Menfaat rüşvet anlaşması üzerine elde edilmiş olmalıdır. Rüşvet anlaşmasına bağlı olmadan sağlanan yarar rüşvet suçunu oluşturmaz.
- Anlaşma olmaksızın işin tamamlanmasından sonra menfaat sağlanması ya da talep edilmesi halinde rüşvet suçu oluşmaz.
- Anlaşma tespit edilemeyen olayda işin yapılmasından sonra menfaat temin edildiği sırada suçüstü yapılırsa teşebbüs aşamasında kalacağından, görevi kötüye kullanma suçunda teşebbüs uygulanması söz konusu olamayacağından görevi kötüye kullanma suçu da oluşmaz.
- Aynı rüşvet anlaşmasına bağlı olarak farklı zamanlarda aynı kişilerle rüşvet konusu para alışverişinin gerçekleşmesinin zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmediği, yapılan tek bir anlaşma ile suçun oluşacağı, sonradan farklı zamanlarda sağlanan veya elde edilen menfaatlerin, TCK’nın 61. maddesine göre temel cezanın belirlenmesinde esas alır.
- Rüşvet suçunda, iletişimin dinlenilmesi, teknik takip yapılabilir. Örgütlü olması halinde gizli soruşturmacı görevlendirilebilir.
NÜFUZ TİCARETİ (TCK 255)
- Yargıtayın pek çok kararında istikarlı olarak nüfuz ticareti suçunun oluşabilmesi için;
- Gördürülecek işin mutlaka haksız bir iş olması,
- İşi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunması ve
- İşi yapacak kamu görevlisinin belli olmasının gerekir.
- “Haksız iş” deyimi ise, “Madde metninde yer alan “…haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için…” cümlesinden de suçun oluşumu için sağlanan menfaatin hukuki olmayan işin yapılması amacına özgü ve suçun temel şekli ile sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu suretle de nüfuz ticareti suçunun temel şeklinde iş sahibinin “gayrı meşru/yasa dışı” zeminde bulunmasında zorunluluk bulunduğu açıkça vurgulanmıştır. Suça konu olan olayın yasal ve haklı bir iş olup olmadığının saptanması fiili değil, hukuki bir sorundur.” (İhsan Akçin, Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar, 2021, ss.838,839)
- Kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunup bulunmadığı bakımından: “Sanıkların üzerine atılı TCK.nun 255/1 maddesinde düzenlenen nüfuz ticareti suçunun yasal unsurlarının oluşması için failin işi yapma yetkisi bulunan belirli bir veya daha fazla kamu görevlisi üzerinde nüfuzunu kullanacağından bahisle suçu işlemesi,nüfuz kullanmayı üstlenen failin işi yapacak olan kamu görevlisi üzerinde gerçekten nüfuz sahibi olması gerektiği, öte yandan herhangi bir kamu görevlisi ismi veya somut bir memuriyet görevi belirtilmeksizin genel ve soyut ifadeler kullanılması halinde atılı suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı,”( Gaziantep BAM, 10. CD., E. 2017/107 K. 2017/329 T. 15.3.2017)
- İşi yapacak kamu görevlisi belli olması bakımından: Nüfuz kullanmayı üstlenen fail olduğu iddia edilen sanık …’ün HERHANGİ BİR KAMU GÖREVLİSİ İSMİ VEYA SOMUT BİR MEMURİYET GÖREVİ BELİRTTİĞİNE DAİR BİR İDDİANIN BULUNMAMASI KARŞISINDA atılı eylemlerin sübutu halinde TCK.nun 255/1 maddesinde düzenlenen nüfuz ticareti suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı,”(Gaziantep BAM, 10. CD., E. 2017/107 K. 2017/329 T. 15.3.2017)
GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA (TCK 257)
- Suçun faili ancak kamu görevlisi olabilir. Diğer kişiler yardım eden ya da azmettire olabilir. Kamu görevlisinin tanımı TCK 6. Maddesinde yapılmıştır.
- Suç ihmalle ya da icrai bir davranışla işlenebilir.
- Suçun oluşması için kamu görevlisinin görev gereklerine aykırı davranması ya da görev gereği yapmakla yükümlüğü olduğu halde hareketsiz kalması ya da geç kalması gerekir.
- Suçun oluşması için ya kamu zararı ya kişilerin zarara uğraması ya da menfaat sağlanmış olması gerekir. Bunların tespiti hususunda tarafsız bir bilirkişi raporunun varlığı zorunludur.
- Kamu görevlisi hakkında 4483 sayılı yasa gereği soruşturma izni alınması gerekir.
- Bu suç tamamlayıcı bir suçtur. Kamu görevlisinin eylemi rüşvet, irtikap, zimmet gibi başka suçları oluşturuyorsa bu suçlardan hüküm kurulmalıdır.
- Beşeri hatalar görev gereklerine aykırılık olarak kabul edilmez.
- Kişinin kamu görevlisi olup olmadığı, görevinin kapsamının belirli olması ve bununla ilgili evrakların soruşturma dosyasına getirtilmesi gerekir.
İFTİRA (TCK 267)
Bir kişiye haksız suç isnat etmenin cezası nedir?
Delil uydurarak iftirada bulunmanın cezası nasıl artar?
- Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat suçun hareket unsurudur.
- Suç isnadına gerek yoktur hukuka aykırı fiil isnadı yeterlidir.
- Şikayet ya da ihbarın yetkili mercilere yapılması gerekir. Yetkili merciler Cumhuriyet Başsavcılıkları ile kolluk güçleridir. İdari yaptırım uygulanması için yapılan şikayetlerde ise ilgili idaredir.
- Basın yayın yoluyla iftira için ise yazılı, görsel, işitsel, elektronik kitle iletişim aracıyla yayın yapılması gerekir.
- Şikayet hakkının kullanılması, basının haber verme özgürlüğü, savunma dokunulmazlığı hukuka uygunluk nedenidir.
- Ciddi bulunmayıp işleme konulmayan ihbar ve şikayetler suçun konusunu oluşturmaz.
- Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.
- Yapılan şikayet nedeniyle kişi hakkında gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa cezada artırıma gidilir. İftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sorumlu tutulur.
SUÇTAN KAYNAKLANAN MALVARLIĞI DEĞERLERİNİ AKLAMA (TCK 282)
Suçtan elde edilen parayı aklamanın cezası nedir?
Aklama suçunda etkin pişmanlık hükümleri nasıl uygulanır?
- Bu suçun oluşması için alt sınırı 6 ay hapis cezasını gerektiren bir suç ve bu suçtan elde edilmiş bir malvarlığı değeri olması gerekir. Buna öncül suç denir.
- Öncül suç ile ilgili yargılamada bunun suç oluşturmadığına karar verilip bu karar kesinleştiğinde aklama suçundan cezalandırma yoluna gidilemez.
- Öncül suçtan yargılamanın devam etmesi, aklama suçundan soruşturma ya da kovuşturma yürütülmesine engel değildir.
- 1. Fıkrada malvarlığı değerlerini yurt dışına çıkarmak ya da çeşitli işlemlere tabi tutmak fiilleri düzenlenmiş olup bu “çeşitli işlem” olarak belirtilen fiillerin suçtan elde edilen malvarlığı değerinin gayri meşru kaynağını gizlemek maksadıyla yapılması gerekir.
- 2. Fıkrada; suçun işlenişine iştirak etmeden malvarlığı değerlerini bu özelliğini bilerek satın almak, kabul etmek, bulundurmak, kullanmak fiilleri suç olarak kabul edilmiştir.
- 6. Fıkrada etkin pişmanlık hükmü düzenlenmiştir. Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce (yani iddianame kanıl edilmeden önce) suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.
- CEZALAR
- 1. FIKRADAKİ SUÇ üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
- 2. FIKRADAKİ SUÇ iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası
YASA DIŞI BAHİS (7258 SK. 5. M.)
- Yasa dışı bahis suçu, 7258 sayılı Futbol Ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis Ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. Maddesinde düzenlenmiştir.
- Bu maddeye göre;
- Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın;
- a) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
- b) Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
- c) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
- ç) Kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
- d) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
- Yasa Dışı Bahis Suçunun Faili
- Oynatanlar
- Oynanması içi yer sağlayanlar
- Oynanması için internet sitesi kuranlar
- Yasa dışı bahisten elde edilen paranın nakline aracılık edenler
- Reklam vererek ya da başka şekilde bahis oynamaya teşvik edenler
- Suçun konusunu; a)yasadışı bahis veya şans oyunu oynayan kişiler, b) yasadışı bahis veya şans oyununa teşvik etme fiilleri bakımından; suçun konusunu bahis oynamaya teşvik edilen kişiler, c)para nakline aracılık etme suçunun konusu ise; nakline aracılık edilen paradır.
- Yasa Dışı Bahis Suçunun unsurları;
- Sabit İhtimalli Bahis: Yurt içinde ve yurt dışında tertiplenen spor müsabakalarına ait sonuçların veya etkinliklerin tahmin edilmesi esasına göre oynatılan ve iştirak edenler arasından doğru tahmin edenlere, önceden belirlenen bahis oranlarıyla ikramiye kazandıran oyunları,
- Müşterek Bahis: Yurt içinde ve yurt dışında tertiplenen spor müsabakalarına ait sonuçların tahmin edilmesi üzerine oynatılan, hâsılatın önceden belirlenen ikramiye yüzdesinin, doğru sonucu tahmin eden iştirakçiler arasında paylaştırıldığı bahis oyunlarını,
- Oynatma fiili, yasadışı bahis veya şans oyununu bizzat düzenlemek veya düzenlenmesi sürecine katılan kişilerden olmak, Yer sağlama, yasadışı bahis veya şans oyununun oynanacağını bilerek, bu oyunun oynanabileceği bir yeri temin etmeyi, İmkân sağlama, yasadışı bahis veya şans oyununun oynanabilmesi için gerekli olan kupon, kupon yazdırma makinası gibi araç-gereç ile paranın temin edilmesi veya polis baskınının önlenmesigibi fiilleri ifade etmektedir.
- Suçun oluşabilmesi için spor müsabakaları üzerinde oynanan bahis veya şans oyununun, kumar oynanması amacıyla yer veya imkân sağlama suçunda olduğu gibi mutlaka para veya başka bir ekonomik menfaat karşılığı, başka bir deyişle kâr elde etme amacıyla oynanması gerekir.
- Yasadışı bahis veya şans oyunlarına ilişkin para nakline aracılık etme suçu, fiziksel olarak bir paranın bir yerden başka bir yere götürülmesi suretiyle gerçekleşebileceği gibi; banka veya elektronik para ödeme hesabı üzerinden transfer yapılması veya kişinin kendi banka hesabının para nakli için kullanılmasına izin vermesi suretiyle de işlenebilecektir.
- Yasa Dışı Bahis Suçunun Soruşturması Ve Kovuşturmasına İlişkin Özellikler
- Taşınmazlara, haklara ve alacaklara el koyma tedbiri,
- İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri,
- Teknik araçlarla izleme koruma tedbirleri uygulanabilecek,
- Gizli soruşturmacı görevlendirilebilecektir.
Suçlar ve Cezaları Rehberi Ne İşe Yarar
Suçlar ve Cezaları Rehberi, hukuki süreci anlamada yol gösterici bir kaynaktır; çünkü Suçlar ve Cezaları Rehberi, kişilere karşılaştıkları durumun kabaca hangi suç türüne girdiğini anlamada ilk adımı sunar. Birçok kişi avukata gitmeden önce Suçlar ve Cezaları Rehberi aracılığıyla temel bilgi edinerek, görüşmeye daha hazırlıklı başlar. Bu sayede Suçlar ve Cezaları Rehberi, doğru uzmanlık alanına sahip avukatı seçmeyi kolaylaştırır. Ayrıca Suçlar ve Cezaları Rehberi, hukuki riskleri genel hatlarıyla anlamayı sağlayarak aciliyet derecesini belirlemeye yardımcı olur. Görüşme sürecinde Suçlar ve Cezaları Rehberi sayesinde kişiler daha net sorular sorabilir. Bunun yanında Suçlar ve Cezaları Rehberi, avukatların çalışma alanlarını ve ihtiyaç duyulan hukuki desteğin niteliğini anlamayı güçlendirir. Kişiler kendi haklarını koruma sürecine Suçlar ve Cezaları Rehberi ile daha bilinçli yaklaşır. Uyuşmazlığın hangi kategoriye girdiğini fark eden bireyler Suçlar ve Cezaları Rehberi ile daha isabetli bir hukuki yol haritası oluşturabilir. Aynı şekilde Suçlar ve Cezaları Rehberi, sürecin anlaşılabilirliğini artırdığı için bireylerin tedirginliğini azaltır. Avukat seçiminde yapılacak karşılaştırmalar da Suçlar ve Cezaları Rehberi sayesinde daha sağlıklı olur. Kişiler, hukuki terminolojiye yabancılıklarını Suçlar ve Cezaları Rehberi ile azaltır. Böylece Suçlar ve Cezaları Rehberi, avukatla iletişimi güçlendirir. Hukuki bilinçlenme sürecinin temel araçlarından biri olan Suçlar ve Cezaları Rehberi, bilgiye erişimi kolaylaştırır. Nihayetinde Suçlar ve Cezaları Rehberi, avukat arayan bireylerin hem zaman kazanmasına hem de daha doğru yönlendirilmesine katkı sağlar. Kapsayıcı yapısıyla Suçlar ve Cezaları Rehberi, sürece güven verir. Sonuç olarak Suçlar ve Cezaları Rehberi, hukuki destek arayışında olan herkes için önemli bir başvuru noktasıdır.

