CEZA MUHAKEMESİNDE İSTİNAF KANUNYOLU HAKKINDA BİLGİ NOTU

 İSTİNAF NEDİR?
İstinaf nedir? İstinaf, ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükümlerin gerek olaysal gerekse hukuksal açıdan bir üst mahkeme olan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden incelenmesini sağlayan olağan ve ikinci derece denetim muhakemesi yoludur. Gerek maddi olay gerekse uygulanan normun yerinden olup olmadığı yeni baştan ele alınmaktadır.
NASIL BAŞVURULUR?
İstinaf incelemesi yapılabilmesi için kural olarak başvuruda bulunulması gerekir. Ancak 15 yıl ve daha fazla hapis cezaları resen istinaf incelemesine tabidir.
İstinaf başvurusu, karar veren ilk derece mahkemesine kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gün içerisinde verilecek bir dilekçe ile ya da zabıt katibine beyanda bulunmakla olur uygulamada başvurular genel itibariyle dilekçe ile yapılmaktadır. Sanık tutuklu ise ceza infaz kurumuna dilekçe vererek istinaf hakkını kullanabilir. Karar tarafların yokluğunda verilmiş ise 7 günlük süre kararın tebliğinden itibaren başlar.
İstinaf başvurunda bulunma hakkına sanık, sanık müdafii, sanığın eşi, sanığın kanuni temsilcisi, katılan/vekili, Cumhuriyet savcısı sahiptir.
İstinaf başvurusu CMK 223. Maddesinde hüküm sayılan kararlara karşı yapılabilir. Bu kararlar;  Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
İstinaf başvurusu yapılamayan hükümler ise; a) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri, b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümleri, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlerdir.
İstinaf kanun yoluna, ilk derece mahkemesi hükmünde usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar olduğu, delillerde ve işlemlerde eksiklik oluğu, ispat bakımından yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu gibi hususlarda başvurulabilir.
İstinaf kanun yoluna başvurulması ile birlikte kararın kesinleşmesi engellenmiş olur.
BAŞVURULDUKTAN SONRAKİ SÜREÇ NE ŞEKİLDE OLUR?
İlk olarak kararı veren ilk derece mahkemesi istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığını, başvuran kişinin başvurma hakkı olup olmadığını, istinafa başvurulan kararın istinaf yoluna başvurulabilecek kararlardan olup olmadığını inceler, şartlar karşılanmışsa başvuruyub kabul eder, şartlar karşılanmamışsa başvuruyu reddeder bu red kararına karşı da istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Kabul kararı ile birlikte istinaf başvuru dilekçesinin bir örneği karşı tarafa gönderilir.
Bu aşama tamamlandıktan sonra ilk derece mahkemesi tarafından dosya istinaf incelemesini yapacak olan Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilir. Dosya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine geldikten sonra mahkeme başkanı tarafından bir üye görevlendirilir, üye başvurunun kabul edilir olup olmadığına ve istinaf mahkemesinin yetkili olup olmadığını inceler, inceleme sonucuna göre yetkisizlik, red veya kabul kararı verir. Kabul kararı ile işin esasına geçilir.
Esas bakımından inceleme; görevlendirilen üye müzakere sırasında dosyaya ilişkin bilgileri özetledikten sonra hükmün isabetli olup olmadığı, isabetli değilse hangi noktalardan hukuka aykırılıklar bulunduğuna dair kanaatini açıklar bir sunum yapar sonrasında en kıdemsiz üyeden başlanarak oylamaya geçilir. Kabulden sonra incelemeye geçilir.
İnceleme:
Hüküm hem olaysal olarak hem de hukuksal yönüyle incelenir. Bu inceleme dosya üzerinden yapılır. Dosya üzerinde yapılan incelemeden sonra,
A) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine,
    a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
    c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise.
   d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
     e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise.
      f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.
     g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.
   h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
B) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
C) Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
D) Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
e) ilk derece mahkemesinin kararında
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması şeklinde bir  hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
F) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
G) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra (…) davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verir.
Görüldüğü üzere CMK 289. Maddesinde sayılan hallerin dışında bir hukuka aykırılık tespit edildiğinde duruşma açılmasına karar verilir. Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
İSTİNAF İNCELEMESİ SONUCUNDA VERİLEN KARARA KARŞI BAŞVURU OLANAĞI VAR MI?
İstifa İncelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin bozma kararı dışındaki kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.
Bölge Adliye Mahkemelerinin bazı kararları kesin olup bunlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz. Bunlar;
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c)Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar.
d) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
F) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
h) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar.
ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları, TEMYİZ EDİLEMEZ.
Temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
7. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde 217/A),
8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),
11. Silâhlı örgüt (madde 314),
12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),suçları.
b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.
KESİN KARARLARA KARŞI BAŞVURU OLANAĞI VAR MI?
Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte esaslı bir hatanın bulunması zorunlu olup, bu itiraz sanık veya müdafiine daire tarafından tebliğ olunur. Tebligat, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur. İlgililer, tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevap verebilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında, kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak üzere bir rapor hazırlanır. Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları, gereği için dairesine gönderilir. Kurulun verdiği kararlar kesindir. Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge adliye mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından daire başkanları arasından belirlenen ve dört üyeden oluşan başkanlar kurulu bu incelemeyi yapar. Başkanlar kurulunun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.
Ancak CMK 308/A maddesi kapsamında yapılan başvuru, kararın infazını durdurmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir