YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN 2018/623 E. 2019/551 K. SAYILI KARARININ İNCELEMESİ
Bir çok ceza yargılamasında faillerin tespiti için başvurulan teşhis işlemi ile ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulunun teşhis nedir? sorusunu açıklığa kavuşturacak önemli bir kararının özeti aşağıda sunulmuştur.
Olay
Olay katılanın tuvalet ihtiyacı nedeniyle stabilize yola girip aracını durdurduğu esnada beyaz renkli, Kartal marka araçtan inen biri maskeli iki kişinin gelmesi, maskeli olan şahsın katılana silah doğrultup cebinde ne varsa çıkarmasını istemesi, ardından silahın kabzası ile katılanın kafasına vurup yaralaması, katılanın cebindeki 700 TL’yi, banka ve kredi kartlarını alması şeklinde gerçekleşmiştir.
İlk derece mahkemesi kararı
Sanık hakkında “…Müdahilin sanık …’ı yüzü maskeli diğer sanık olarak sesinden ve eşkâlinden teşhis ettiği, sanık …’in olay günü sanık … ile yoğun telefon görüşmelerinin olduğu ve birbirlerini önceden tanıdıkları, müdahilin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında birbiri ile tutarlı ifadeleri bulunduğu” gerekçesi ile sanığın TCK’nın 149/1-a-c, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmiştir.
Yargıtay Ceza Dairesi kararı
Yerel Mahkeme hükmünün sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtirazı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı “…katılanın sanık …’ı olaydan yaklaşık 2 ay sonra, çoklu olmayan ortamda sesinden ve çoklu ortamda boy ve kalıp olarak teşhis etmesinin tek başına sanığın atılı suçu işlediğinin kesin kanıtı olamayacağı bu durum karşısında suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli kuşku sınırlarını aşan kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanık … hakkında yağma suçundan ‘şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo)’ ilkesi gözetilerek beraat kararı verilmesi gerektiği,” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.” görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
Yargıtay Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Arasındaki Uyuşmazlık
Uyuşmazlık nitelikli yağma suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı
Olayda teşhisin gerçekleştirilme şekli
02.03.2005 tarihli ses teşhis tutanağında; sanığın Jandarma Karakolunun idari kısım odasına alındığı, kapının aralık bırakılıp katılanın gizlice kapının önüne getirildiği, sanığın önce alçak sesle üç dakika kadar konuşturulup ardından tartışma ortamı hazırlanarak beş dakika kadar daha yüksek sesle konuşmasının sağlandığı, katılanın tereddütsüz şekilde “Beni gasp ve darbeden kişinin sesi ile bana dinlettiğiniz ses aynıdır. Kesin eminim.” dediği, ardından sanığın iki şahısla birlikte yemekhanede katılana gösterildiği, katılanın “Boy ve şekil olarak bu şahıs beni tabanca ile kafama vurarak darbetti. Bana ait para ve şahsi malzemelerimi gasbeden bu şahıstır. Ancak yüzünü görmedim. Ses, boy ve kalıp olarak eminim.” diyerek sanığı teşhis ettiği belirtilmiştir.
Teşhis nedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulunun teşhis işleminin usulü ve hukuki niteliği ile ilgili açıklamaları
“Suç tarihi ve teşhis işleminin yapıldığı tarih itibarıyla ceza yargılaması hukukumuzda teşhise ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta olup bu konu ilk kez Yerel Mahkemenin karar tarihinden sonra 02.06.2007 tarih ve 5681 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun Ek 6. maddesinde yapılan değişiklikle mevzuatımıza girmiştir.
Ceza muhakemesi hukukunda serbest delil sistemi geçerli olduğundan teşhis, uygulamada özellikle yağma gibi bir kısım suçlarda yaygın biçimde başvurulan beyana dayalı bir delildir. Yağma suçlarında eylemin sabit olup olmadığı hususu somut olayda da olduğu gibi çoğu zaman yalnızca mağdurun anlatımlarından hareket edilerek ulaşılan delillerle belirlenebilmektedir. Bu nedenle mağdur anlatımlarının doğruluğunun, elde edilen diğer deliller de değerlendirilerek her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispatı gerekir. Teşhise dayalı olarak sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi için teşhisin her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak şekilde gerçekleştirilmesi zorunludur.
Suç ve teşhis işleminin yapıldığı tarihte 2559 sayılı Kanun’un Ek 6. maddesindeki değişikliğin henüz yürürlüğe girmemiş olması nedeniyle teşhis işleminin gerçekleştirilme şekline ilişkin mevzuatımızda bir düzenleme yer almaması, teşhisin gelişigüzel yapılabileceği anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla teşhis işlemi kesin bir kanaat oluşturacak şekilde yapılmalıdır.
Görüldüğü üzere suç tarihinden sonra teşhis işleminin nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak belirlenmişse de Kanun’da teşhis işleminin “görme” duyusuyla yapılan şekli düzenlenmiş olup görme engelli olan, gözleri bağlanan veya kapalı bir yerde tutulan kişilerin ne şekilde teşhis yapacağı konusunda hâlâ herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanan uygulamalarında belirtildiği üzere ayrıntılı düzenleme olmaması teşhis işleminin gelişigüzel yapılacağı anlamına gelmez. Bu kapsamda mağdur veya tanığın fail ya da faillerin sesini dinleyerek karar vereceği bir teşhis işleminde mağdur veya tanıktan sesin sahibinin cinsiyeti, yaş durumu, sesinin özellikleri, şivesinin bulunup bulunmadığı gibi hususlar öğrenilip, aynı cinsiyet, benzer yaş grubu ve şiveye sahip birden çok kişinin teşhise katılmaları sağlanarak eşit sürede konuşturulmaları gerekmektedir.” denilmiştir.
Karar
Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından “Katılanın kolluktaki odada tek başına bulunan sanık …’ın sesini kapı aralığından dinleyip, ardından yemekhanede birden çok kişinin arasından şahıslar konuşturulmadığı hâlde ses, boy ve kalıp olarak sanığı tanıdığını beyan ettiğine ilişkin teşhisin başka delillerle desteklenmediği de gözetildiğinde sanığın üzerine atılı nitelikli yağma suçunu işlediğine dair mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği”nin kabul edilmiştir.

