Cinsel suçlara ilişkin soruşturmalarda en hassas tartışmalardan biri; Mağdurun bağırmamış, kaçmamış veya fiziksel direnç göstermemiş olması, tek başına rıza anlamına gelip gelemeyeceğidir.
AİHM’in M.C. / Bulgaristan kararında ortaya koyduğu yaklaşım oldukça nettir: Cinsel dokunulmazlığa yönelik eylemlerde değerlendirme yalnızca fiziksel direnme, yaralanma veya doğrudan tanık üzerinden yapılamaz. Çünkü mağdur; korku, şok, tehdit, baskı, donakalma tepkisi veya olayın psikolojik etkisi nedeniyle fiziksel direnç gösteremeyebilir.
Bu nedenle modern ceza hukuku yaklaşımı, her somut olayda yalnızca “mağdur ne yaptı?” sorusuna değil; aynı zamanda: olayın gerçekleşme koşullarına, taraflar arasındaki ilişkiye, failin davranışlarına, mağdur beyanının bütünlüğüne, psikolojik ve fiziksel bulgulara, kamera, mesaj, tanık ve diğer destekleyici delillere birlikte bakılmasını gerektirir.
Anayasa Mahkemesi de cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda yalnızca fiziksel travma, kamera kaydı veya doğrudan tanık yokluğuna dayanılarak değerlendirme yapılmasının eksik kalabileceğine dikkat çekmiştir.
Yargıtay kararlarında ise farklı olaylarda farklı değerlendirmeler görülebilmektedir. Bazı kararlarda mağdurun yardım istememesi veya kaçmaması olayın şoku ile açıklanırken; bazı kararlarda tepki göstermeme veya bağırmama, delil değerlendirmesinde sanık lehine yorumlanabilmiştir. Bu nedenle cinsel suç dosyalarında temel mesele, tek bir davranışa kesin anlam yüklemek değil; olayın tamamını, delillerin bütünlüğü içinde değerlendirmektir.
Kaynaklar
*AİHM, M.C. / Bulgaristan Kararı
*AİHM, E.B. / Romanya Kararı
*Anayasa Mahkemesi, Birinci Bölüm, Başvuru No: 2020/3277
*Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2018/7128 E., 2020/1285 K.
*Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/9537 E., 2013/3750 K.
*Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2019/5092 E., 2021/2392 K.
*Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2015/2683 E., 2019/8657 K.
*Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/637 E., 2021/139 K.

