Aşağıda İnstagram kullanılmak suretiyle işlenen suçlara ilişkin Yargıtay kararları bulunmaktadır.
“Şikayetçi …’in, …’in okan20000 kullanıcı adlı sahte instagram hesabından kendisine ait fotoğrafları arkadaşları ve çevresi ile paylaştığı, kendisinden bu fotoğraflar karşılığında şantaj yaparak para aldığı iddialarına ilişkin olarak, bahse konu fotoğrafların gönderildiği iddia olunan … … ve … … isimli şahısların ifadelerinin tespit edilmediğinin, şüphelinin şikayetçiye ait özel fotoğrafları müştekinin arkadaşlarına gönderilip göndermediğinin etraflıca araştırılmadığının, şüpheli adına kayıtlı instagram sosyal medya hesabının şüpheli tarafından suç tarihi ve öncesinde aktif olarak kullanılıp kullanılmadığının ve suç tarihi itibariyle okan20000 kullanıcı adlı hesaba hangi IP numarasından ve kim tarafından erişim sağlandığının tespit edilmediğinin, şüphelinin amcası olduğu iddia edilen kişi ile şikayetçinin babasının açık kimlik bilgilerinin tespit edilerek olaya ilişkin tanık sıfatıyla ifadelerinin alınmadığının, şüphelinin şantajla şikayetçiden para aldığı iddiasına yönelik ise müşteki ve şüpheliye ait banka hesaplarının tespiti ile hesap hareketlerinin temin edilmediğinin anlaşılması karşısında, açıklanan hususlarda araştırma yapılarak toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi,”(Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/12684 E., 2022/16544 K.)
“Dosya kapsamına göre, sanığın çoğunluğu tesktil ürünü olan muhtelif kadın eşyalarını yurt dışındaki sanal mağazalardan muafiyet kapsamında sipariş ederek yurt içinde ,”chiffin_chocolate” kullanıcı adı ile instagram internet sitesi üzerinden yurt içinde satışa sunması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın savunması, inceleme raporları dikkate alındığında sanığın ticari kasıtla ve süreklilik arz eder şekilde yurt dışından temin ettiği eşyayı ticari amaçla üçüncü şahıslara satmak suretiyle 5607 sayılı Kanunun 3/1. maddesinde düzenlenen kaçakçılık suçunu işlediği gözetilerek sanığın mahkumiyeti yerine dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,” (Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2017/8521 E, 2020/15289 K.)
“Müşteki …’ın Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe marifeti ile müracaat edip instagram isimli sosyal medya hesabında bir paylaşım altına yaptığı yorum nedeniyle şüpheliye ait hesaptan kendisine hakaret edildiğinden bahisle şikayetçi olduğu, anılan sosyal medya hesabının gizli olduğuna yönelik tutanak nedeniyle şüpheliye ulaşılamadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara yapılan itirazın reddedildiği, bu ret kararına yönelik kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu görülmüştür………..İncelenen dosyada; müştekinin şüpheliye ait olduğu belirtilen cep telefon numarasının sahipliği ilgili kurumdan sorulmadan, isme yönelik herhangi bir araştırma ve bu suretle şüphelinin tespitine yönelik etkin bir soruşturma yapılmadan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi hukuka aykırıdır.” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/17898 E., 2020/4853 K.)
“Katılan …’in, öğrenim gördüğü katılan üniversitenin öğrenci bilgi sistemine girmek üzere kullandığı şifreyi ele geçirip adres kısmına hakaret ve tehdit içeren sözler yazıldığı, ayrıca hem kendi hem de arkadaşlarının Facebook adreslerine bu tür mesajlar gönderildiği, İnstagram hesabının şifresini de değiştirmeye çalışıldığına dair mesaj aldığını, bunların sanık tarafından birden fazla şekilde gerçekleştirildiğinden bahisle şikayetçi olduğu, soruşturma aşamasında sadece üniversiteden giriş yapan IP noları gönderildiği, bir kısım IP’lerin bağlı olduğu hatların sahipleri belirlendiği ancak bu kişilerle sanığın bağlantısının tespiti açısından dinlenmedikleri, diğer IP’lerin de kime ait olduklarının tespitine gidilmediği, katılan tarafından dosyaya sunulan mesajların bir kısmının gönderildiği arkadaşlarının da dinlenmediği gibi bu kişilere ait bilgisayarların ve iletişimde kullanılan IP’lerin tespit edilmediği, Microsoft şirketinden şikayetçinin mail adresine suç tarihlerinde girişler olup olmadığı ve … isimli Facebook adresinin kime ait olduğu saptanarak ve katılan … tarafından dosyaya sunulan gerek kendisine gerekse arkadaşları adına olan Facebook sayfasındaki yazışmalar da sanığa gösterilip okunduktan sonra toplanan kanıtların karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması, (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/10480 E. , 2019/11287 K.)
“İncelenen somut olayda; …’nin hakaret suçlarına ilişkin istinabe taleplerine yanıt vermediğinden şüphelinin tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, müştekinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada, failin tespiti bakımından … Başsavcılığınca etkin bir soruşturma işleminin yapılmadığı, suça konu mesajların gönderildiği hesap sahibi … ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadığı, müştekinin bahse konu instagram hesabının profil resminin şüphelinin ofisine ait olduğunu beyan ettiği, şüphelinin mesajların resmi nikahlı eşi tarafından gönderildiğini beyan ettiği halde bu husularda araştırma yapılmadığı, dolayısıyla şüpheli veya şüphelilerin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüpheli veya şüphelilerin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, şüpheli veya şüpheliler tespit edilemediği takdirde ise dava zamanaşımı içerisinde soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi hukuka aykırıdır.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/30185 E., 2021/24689 K.)
“Somut olayda müşteki vekilinin şikâyet dilekçesi üzerine herhangi bir soruşturma yapılmadan, facebook, twitter, ınstagram isimli sosyal paylaşım siteleri ile ilgili olarak yapılan istinabe taleplerini Amerika Birleşik Devletleri adlî makamlarının cevaplamadığı gerekçesiyle iddiaların soyut nitelikte kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, şüphelinin instagram adlı sosyal paylaşım sitesindeki profil bilgilerinin ve diğer hususların araştırılarak, şüphelinin kimlik bilgilerinin tespit edilmeye çalışılması, Amerika Birleşik Devletleri adlî makamları ile istinabe yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 25.10.2018 tarihli ve 94660652-105-34-9904-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2018 tarihli ve 2018/87614 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25.04.2018 tarihli ve 2018/3003 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2018/7538 E., 2018/11367 K.)
“Sanık …’in, mağdur … tarafından aralarındaki arkadaşlık ilişkisinin sona erdirilmesine tepki olarak, beraberlikleri döneminde mağdur tarafından kendisine gönderilen mağdurun cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak fotoğraflarını, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, mağdurun annesine göndermesi ve farklı instagram hesaplarında yayımlaması biçiminde sübut bulan eylemlerinden dolayı sanık hakkında ilk derece mahkemesince zincirleme şekilde görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen 25.02.2019 tarihli, 2018/1804-2019/348 sayılı “istinaf başvurusunun esastan reddine” ilişkin kararda dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/314 E., 2020/4447 K.)
“Her ne kadar facebook, instagram ve MSN gibi sosyal paylaşım sitelerinin merkezi Amerika Birleşik Devleti olan özel hukuk tüzel kişileri tarafından kurulduğu, siteyi kuran ve işleten şirketlerin doğrudan kar amacı güttüğü, reklam gelirlerini artırmak çin milyonlarca kişiye ulaşmayı hedefledikleri, bu nedenle anılan sitelere girilmesi veya üye olunmaması için kimlik bilgisi veya üye olunması için kimlik bilgisi ve resmi belge zorunluluğu aranmadığı, üye olmak isteyen kişilerle ilgili güvenlik araştırması da yapılmadığı, bu açıdan bakıldığında twitter kullanıcılarına ait gerçek kimlik bilgileri aranmaksızın ve buna ilişkin kayıtlar tutulmaksızın analın şirketlerin izin verdiği ölçüde ve bu şirketlerin gözetiminde kullanım hakkının tanındığı, söz konusu sitelerin sanal yönü ağır basan internet programı niteliğinde oldukları, şüpheliye ait sosyal medya hesabına erişim sağlayan kullanıcıların IP numaralarının tespiti için ise Amerika Birleşik Devletleri adli makamlarından yardım talebinde bulunulması gerektiği, Amerika Birleşik Devletleri adli makamlarının ise sadece “intihara teşvik, çocuk pornosu ve terör” suçlarından dolayı uluslararası istinabeye cevap verdikleri, hakaret ve tehdit suçlarının ise Amerika Birleşik Devletleri yasalarına göre suç teşkil etmemesi, tazminata konu eylem olarak değerledirilmesi nedenleriyle adli yardımlaşmada bulunulamadığı, ayrıca somut olayda adı geçen sosyal paylaşım siteleri bilişim sistemi niteliğinde olmadığından adli yardım talebinde bulunulmasının da mümkün olmadığı, dosyanın daimi aramaya alınmasında da fayda olmayacağı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında yeterli ve etkili soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK’nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/5091 E., 2022/11368 K.)
