Yazı içeriğinde Youtube sosyal medya sitesi ile ilgili youtube vasıta kılınarak işlenmiş suçlara dair soruşturma işlemlerine dair Yargıtay’ ın usul ile ilgili kararlarının yanında erişimin engellenmesi, Youtube’ dan içeriğin kaldırılması gibi esas ile ilgili kararlarına yer verilmiştir.
“Somut olayda müşteki vekilinin, youtube paylaşım sitesinde yer alan videoya şüphelinin kendi hesabından “Siktir gavattttt” şeklinde yaptığı yorum sebebiyle müvekkiline karşı hakaret suçunun işlendiğinden bahisle yaptığı şikâyet üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca facebook isimli sosyal paylaşım sitesi ile ilgili olarak yapılan istinabe taleplerinin, sitenin faaliyet merkezinin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri adIî makamlarınca cevaplanmadığından şüpheli hakkında kovuşturma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,……….. Her ne kadar ABD’nin hakaret suçlarına ilişkin istinabe taleplerine yanıt vermediğinden IP adresinin ve şüphelinin tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında hiç bir soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK’nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının
bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/7803 E., 2022/12514 K.)
“Somut olayda … isimli paylaşım sitesinde, şüphelinin “…” isimli … hesabından “… zihniyeti değişmez alayı ermeni tohumu bunlardan vatana millete hayır gelmez … göstermesin bunlara kalsa ülke dinsizleştirirler İNŞALLAH bu soysuzlarda temizlenecek … CC reisi başımızdan eksik etmesin inşallah” şeklinde paylaşım yaparak müştekiye karşı hakaret suçunu işlediği iddiası üzerine yapılan şikayet üzerine, … Cumhuriyet Başsavcılığınca …, …, youtube isimli sosyal paylaşım siteleri ile ilgili olarak yapılan hafif suçlara ilişkin istinabe taleplerinin, … adli makamlarınca cevaplanmadığı, soruşturma kapsamında şikayetçinin iddiasına konu olayın tespitine yönelik herhangi bir delile ulaşılamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,………. Her ne kadar şüpheliye ait sosyal medya hesabının kullanıcısının tespit edilmesi için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne yazılan müzekkereye verilen cevapta … isimli kullanıcının açık kimlik bilgilerinin tespitinin yapılamadığının belirtildiği ve şüpheliye ait sosyal medya hesabına erişim sağlayan kullanıcıların IP numaralarının tespiti için ise … Birleşik Devletleri adli makamlarından yardım talebinde bulunulması gerektiği, … Birleşik Devletleri adli makamlarının ise sadece “intihara teşvik, çocuk pornosu ve terör” suçlarından dolayı uluslararası istinabeye cevap verdikleri, hakaret ve tehdit suçlarının ise … Birleşik Devletleri yasalarına göre suç teşkil etmemesi, tazminata konu eylem olarak değerledirilmesi nedenleriyle adli yardımlaşmada bulunulamadığı, ayrıca somut olayda adı geçen sosyal paylaşım siteleri bilişim sistemi niteliğinde olmadığından adli yardım talebinde bulunulmasının da mümkün olmadığı, dosyanın daimi aramaya alınmasında da fayda olmayacağı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında yeterli ve etkili soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK’nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/7802 E. 2022/14004 K.)
“Her ne kadar yürütülen soruşturma neticesinde müşteki vekilinin dosya muhteviyatında şüpheliye ait olduğu iddia edilen isme ait bilginin … isimli sosyal medya platformunun yüzeysel incelemesinin yapılarak tespit edilmesinin sağlıklı veriler ortaya koymadığı, zira sosyal medya platformlarının sahte olarak açılabileceği ve müşteki vekilinin işaret ettiği şahısların suçun asıl faili olmayabilecekleri ve her bireyin lekelenmeme hakkının bulunduğu, bilahare, …, …, … gibi sosyal paylaşım siteleri üzerinden işlenen suçlar nedeniyle yapılan şikayetler üzerine başlatılan soruşturmalarda Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlükleriyle yapılan yazışmalar neticesinde dosyaya sunulan araştırma ve tespit raporlarından açık kaynaklar kullanılarak yapılan araştırmalarda şüphelilerin tespit edilemediği, bu şekilde şüphelilerin tespitinin mümkün olmadığı, ayrıca olayın fail ya da faillerinin tespiti için sosyal paylaşım sitesi üzerindeki üyelik hesaplarına erişim sağlanan IP adreslerinin tespitinin ve temininin gerektiği, bu tespit ve teminin ancak sosyal paylaşım sitelerinin bağlı olduğu şirketlerin bilgi paylaşımıyla mümkün olabileceği, yapılan araştırmalarda bu firmaların Amerika Birleşik Devletlerinde yerleşik bir tüzel kişiliğe sahip olduğu ve Türkiye Cumhuriyet sınırları içerisinde herhangi bir temsilciliklerinin veya irtibat bürolarının bulunmadığı, bu şirketlerin hukuki temsilciliğini yapan Avukatlık Ortaklıklarıyla yapılan yazışmalarda ortaklığın cevabi yazılarında özetle “Temsilcisi oldukları fırmaların ABD’de faaliyet yürüten firmalar olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde temsilciliklerinin bulunmadığı, insan hayatını tehdit eden suçlar ve çocuklara karşı işlenen suçlar haricindeki taleplerle ilgili olarak kayıt anındaki bilgi ve adresin oluşturulma anındaki IP bilgisinin verilemeyeceği” şeklinde beyanda bulundukları, bu nedenle Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce herhangi bir çalışma yapılamadığının muhtelif dosyalar yönünden tespitinin yapıldığı, mevcut derdest soruşturmanın konusunun benzer nitelikte olup müştekiye ait … sosyal paylaşım sitesine ait hesap üzerinden cinsel tacizde bulunulması ile ilgili olduğu, bahse konu şirketin şüphelilerin İP bilgilerini paylaşmadığı,Türkiye Cumhuriyet Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 10/07/2013 tarihli Uluslararası Ceza İstinabe ve Tebligat Konulu genelgesinin bazı devletlere yapılacak adli yardımlaşma taleplerinde dikkate alınması gereken hususlar üst başlığı altında Amerika Birleşik Devletleri ile yapılacak olan yazışmaları, istinabe ve tebligatları değişik suçlar açısından düzenlendiği, merkezi ABD’de yer aldığından Yahoo, CCSGoogle, Google Adwords, …, …, Instagram, Skype, YouTube, Hotmail, M.massanger gibi yer sağlayıcı şirketlerce verilen kullanıcı hesapları veya servisler kullanılarak işlenen suçlarda IP veya trafik kayıtlarının teminine yönelik ceza istinabe taleplerinde ABD adli makamları yetkili olduğu vurgulanmakta, talep konusu suç, anılan firmaların başka bir ülkede yer alan şubesi, temsilciliği veya reklam işlemi idare etmek için kurulmuş yan kuruluşu üzerinden işlenmiş olsa dahi IP kayıtları veya trafik kayıtlarının yalnızca firmanın merkezi tarafından verilebileceğinin belirtildiği, bu nedenle adı geçen yer sağlayıcı şirketçe verilen kullanıcı hesapları veya servisleri kullanarak işlenen suçlarda erişim sağladıkları IP adres kayıtları, yurt dışı kaynaklı sunucularda tutulduğundan şüphelilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitinin mümkün olmadığı, Anayasa Mahkemesinin 01/03/2017 karar tarihli, Resmi Gazetenin 06/06/2017 tarih ve 30088 sayılı kararına göre de Cumhuriyet Savcılığının internet üzerinden işlenen suçlara yönelik soruşturmalardaki güçlükleri de gözeterek Anayasa’da korunan temel hak ve özgürlükler bağlamında ciddi endişeler ortaya çıkarabilecek şekilde geniş kapsamda etkiler uyandırmayan ya da toplumsal menfaati etkilemeyen bir şikayet hakkında soruşturmayı daha fazla sürdürmeyi reddetmesinin soruşturmanın sürdürülememesinde Anayasanın 17. Maddesinin 1. Fıkrasının devlete yükletiği pozitif yükümlülükler bakımından bireyin menfaatleriyle toplumun menfaatleri arasında açık bir dengesizlik bulunduğunun değerlendirilmediğinin belirtildiği, bu aşamada soruşturmanın devamı halinde ilgili internet sitesinin bağlı olduğu elektronik servis hizmetleri sağlayıcısının yurt dışı kaynaklı olması nedeniyle dijital delil elde edilmesinin mümkün olmadığı ve adı geçen sosyal medya platformuna ait şirketin yabancı kanunlara tabi olmasından ötürü kullanıcıları hakkında bilgi vermediği hususunun birçok nevi soruşturmadan anlaşıldığı, bu minvalde yeni delillere ulaşmanın teknik ve hukuki bakımından imkanının bulunmadığı nazara alındığında kamu davasının açılmasını gerekli kılacak yeterli delil elde edilemediği ve soruşturmaya devam olunmasının kamu yararı açısından abesle iştigal olduğu GEREKÇELERİYLE KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERİLMİŞSE DE, soruşturma dosyası kapsamında yeterli ve etkili soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK’nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/7764 E., 2022/14433 K.)
“Somut olayda müşteki vekili tarafından, şüphelinin “…” isimli kendi youtube hesabından “YENİ Mİ ANLADIN ECEVİTİN ADAM GİBİ ADAM OLDUĞUNU…KIYMETİNİ BİLMEDİN BAK ÇÖPÇÜ OLMUŞSUN HIYARTO” şeklinde yorum yapmak suretiyle müvekkiline karşı hakaret suçunu işlediğinden bahisle yapılan şikâyet üzerine, … Cumhuriyet Başsavcılığınca youtube isimli sosyal paylaşım sitesi ile ilgili olarak yapılan istinabe taleplerinin, sitenin faaliyet merkezinin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri adIî makamlarınca cevaplanmadığı, açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şüpheli hakkında kovuşturma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş………İncelenen somut olayda; Şüphelinin youtube isimli internet siteside yaptığı yorumda müştekiye yönelik olarak yazdığı sözlerin, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığından, itiraz merciinin itirazın reddine dair kararında isabetsizlik bulunmadığından, mercii kararı hukuka uygun görülmekle talebin reddi gerekmiştir.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/7287 E. 2022/14126 K.)
“Youtube, …, Hotmail, …, …, Skype, Google, Yahoo gibi internet ortamında yaygın olarak kullanılan yer sağlayıcı firmaların merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunmaktadır. Ülkemizde sanal ortamda işlenen suçların büyük çoğunluğu anılan yer sağlayıcılara ait internet siteleri kullanılarak işlenmektedir.Bilişim suçlarında şüphelinin kimlik bilgilerine ulaşmak için elektronik işlemlerin ana servis sağlayıcıları üzerinde tutulan ve “log file” olarak adlandırılan işlem dosyasına ulaşılarak burada işlem yapan bilgisayarların kimlik dosyaları niteliğindeki IP (internet protokol) numaralarından mümkün olmaktadır ve bu suçların soruşturulması için gerekli olan trafik bilgileri ceza istinabe yoluyla ABD adli makamlarından istenilmektedir. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkileri Genel Müdürlüğü Ceza İstinabe ve Tebligat Bürosunun 20/01/2015 tarihli yazısında; Uluslararası Adli Yardımlaşma konusunda Amerika Birleşik Devletleri Hukuk Sisteminde ve uygulamasında “Önemli suç / hafif suç” ayrımı bulunduğu diğer devletlerden gelen ceza istinabe taleblerini de katogorize ederek hafif suçlarla ilgili talepleri yerine getirmediği Amerika Birleşik Devletleri ceza mevzuatına göre hakaret, söveme ve iftiranın suç sayılmadığı, bu nedenle istinabe taleplerinin yerine getirilmediği ayrıca 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca erişimin engellenmesi için Sulh Ceza Hakimliğine bizzat başvurabileceği gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında yeterli ve etkili soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK’nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/7281 E. 2022/14140 K.)
“Her ne kadar Youtube, …, …, …, …, …, …, … gibi internet ortamında yaygın olarak kullanılan yer sağlayıcı firmaların merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunmaktadır. Ülkemizde sanal ortamda işlenen suçların büyük çoğunluğu anılan yer sağlayıcılara ait internet siteleri kullanılarak işlenmektedir.Bilişim suçlarında şüphelinin kimlik bilgilerine ulaşmak için elektronik işlemlerin ana servis sağlayıcıları üzerinde tutulan ve “log file” olarak adlandırılan işlem dosyasına ulaşılarak burada işlem yapan bilgisayarların kimlik dosyaları niteliğinde ki IP (internet protokol) numaralarından mümkün olmaktadır ve bu suçların soruşturulması için gerekli olan trafik bilgileri ceza istinabe yoluyla ABD adli makamlarından istenilmektedir. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkileri Genel Müdürlüğü Ceza İstinabe ve Tebligat Bürosunun 20/01/2015 tarihli yazısında; Uluslararası Adli Yardımlaşma konusunda Amerika Birleşik Devletleri Hukuk Sisteminde ve uygulamasında “Önemli suç / hafif suç” ayrımı bulunduğu diğer devletlerden gelen ceza istinabe taleblerini de katogorize ederek hafif suçlarla ilgili talepleri yerine getirmediği Amerika Birleşik Devletleri ceza mevzuatına göre … hesabının şifresi kırılarak hesabın ele geçirilmesi, hesabın duvarına çeşitli yazılar yazılması, fotoğraflar eklenmesi yine hesap üzerinden kişinin arkadaş çevresinden borç para, kontör vb. İstenmesi, hesap üzerinden kredi kartı bilgileri ele geçirilerek internet üzerinden harcama yapılması gibi suçları hafif katogoride kabul ettiği. Gerek … gibi internet ortamında ve gerekse gerçek ortamda işlenen bu tür suçlarla ilgili olarak anılan devletten ceza istinabe talebinde bulunulması durumunda taleplerin yerine getirilmediği, müştekinin ilgili internet firmasına başvurarak kendisine ilişkin bilgilerin düzeltilmesini, hesabın kapatılmasını, erişimin kısıtlanmasını isteyebileceği, ayrıca 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca erişimin engellenmesi için Sulh Ceza Hakimliğine bizzat başvurabileceği gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında yeterli ve etkili soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK’nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.” 4. Ceza Dairesi 2022/7080 E. 2022/14480 K.)
“Www.youtube.com, www.instagram.com ve www.twitter.com isimli internet sitelerinde yayımlanan içerikler nedeniyle haberlerin veriliş biçimine göre basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve kişilik haklarının ihlâl edildiğinden bahisle ilgilisi … vekili Avukat …’ın 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun uyarınca vaki erişimin engellenmesi talebinin twitter.com, facebook.com, youtube.com’dan yapılan paylaşımlar yönünden “https” protokolünü kullanmamalarından dolayı URL den erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasının teknik olarak mümkün olmadığı gerekçesi ile reddine dair Bakırköy 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 05/07/2019 tarihli ve 2019/3842 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/07/2019 tarihli ve 2019/3772 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı’nın 21.02.2020 gün ve 2019-18430 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2020 gün ve KYB. 2019/26841 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okund……….5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi gereği Sulh Ceza Hakimliğine yapılan başvurularda, adli yargı organınca yapılması gereken; Kanun’un 9/1 maddesi kapsamında kişilik hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespiti ile şartların oluşması halinde aynı Kanun’un 9/4. maddesi gereği “içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine” karar vermektir. Sulh Ceza Hakiminin vereceği kararın, kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verileceği Kanunda açıkça hüküm altına alınmıştır. İçeriğin internet ağında yer aldığı/görüntülendiği tam internet adresi olarak tanımlanan URL adresinin; “http” veya “https” uzantılı olmasının verilecek karar bakımından bir önemi yoktur. Bu hususlar, ancak kararın Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından uygulanması (infazı) sırasında dikkate alınacak hususlardır.
Başvuruya konu somut uyuşmazlıkta; başvuranın toplamda (29) adet URL adresinde kişilik haklarını ihlal eden yayın yapıldığından bahisle erişime engellenmesinin talep ettiği, ilgili Sulh Ceza Hakimliğince, talebin kısmen kabulüyle, kaynağı yerli olan (12) adet URL adresindeki yayın içeriklerinin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle erişimin engellenmesine, diğer URL adresleri yönünden yapılan talebin ise yabancı (yurt dışı kaynaklı) sosyal ağ sağlayıcılarının URL adreslerinin “https” uzantılı olması gerekçesiyle reddine karar verildiği, karara yapılan itirazın da gerekçesiz biçimde reddedildiği görülmektedir.
Yukarıda izah edildiği üzere, erişimin engellenmesi talebinin uygulanmasına (infazına) dair teknik gerekçeler, Sulh Ceza Hakimliğinin inceleme ve değerlendirme konusu olmayıp, yapılan itirazın merci tarafından esastan incelenerek, yayının kişilik haklarının ihlal edip etmediği ve basın özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması ve bu hususta internet yayın uzantılarının “https” olup olmadığına bakılmaksızın bir karar verilmesi gerekirken itirazın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla,” (Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2020/1943 E. 2021/788 K.)
“Dosya kapsamına göre, sanık …’nün sahibi ve yetkilisi olduğu www…..com adlı internet sitesinde, katılan …’a ait telefon görüşmelerinin, youtube adlı video paylaşım sitesinden alıntı yapılarak, 30.01.2014 tarihinde, ……. başlığı altında, “………..” gibi katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide eden ibarelerle birlikte yayımlanmak suretiyle sanığın kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ile hakaret suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun ve güncel olması, kurucusu olduğu yasa dışı örgüt ve daha önce kendi rızası dahilinde paylaşılan konuşmaları nedeniyle kamuoyu tarafından bilinen katılanın, ses kayıtlarına yansıyan ve geneli ilgilendiren konulara ilişkin açıklamaları hakkında haber yapılmasında, katılanı takip eden kitlenin onu daha iyi tanıması açısından meşru bir çıkar, kamu yararı ve toplumsal ilginin bulunması, haberde kullanılan ifadelerin, habere konu olaylarla fikri bağlantısının bulunması, haberin verilişinde tahkir edici bir dil kullanılmayıp, ölçülülük ilkesinin ihlal edilmemiş olması karşısında, yayımlanan haberin, haber verme hakkı sınırları içerisinde kaldığı, haber verme hakkının, bilgi edinme, bilgiyi yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratmanın yanı sıra, habere ulaşmayı da kapsadığı dikkate alındığında, söz konusu haberin, yasa dışı faaliyetlerle kaydedildiği sabit olan ses kayıtlarına dayalı olarak hazırlanmış olmasının, tek başına, eylemin hukuka aykırı olması sonucunu doğurmayacağı ve konunun kamuoyuna aktarılması sırasında hukuka uygun çerçevenin dışına çıkılmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; ses kayıtlarındaki görüşmelerin yüz yüze değil, telefon aracılığıyla gerçekleşmesinden dolayı iddianamede kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu olarak nitelendirilen eylemin, iddianame anlatımı gözetilerek haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte ise de, hukuki nitelendirme sonuca etkili olmadığından, bu husus bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/973 E. 2020/5417 K.)
“http:///youtu.be/t_kZaSuaVQM uzantılı internet sitesinde yayımlanan video nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia eden ilgilisi …tarafından yapılan erişimin engellenmesi talebinin reddine dair………………Bu durumda bir İnternet yayınının “unutulma hakkı” kapsamında İnternet ortamından çıkarılabilmesi için;
– yayının içeriği,
– yayında kaldığı süre,
– güncelliğini yitirme,
– tarihsel bir veri olarak kabul edilememe,
– kamu yararına katkısı (toplumsal açıdan haberin değeri, haberin geleceğe ışık tutan niteliği)
– habere konu kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığı,
– haber veya makalenin konusu, bu bağlamda haberin olgusal gerçekler ya da değer yargısı içerip içermediği,
– halkın paylaşılan veriye yönelik ilgisi gibi hususların her somut olay açısından birlikte değerlendirmeye tabi tutularak ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekmektedir.
Yukarıda ayrıntılarıyla izah edildiği üzere;
Kanun yararına bozmaya konu karar ve başvuru sırasında, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun henüz yürürlükte olmadığı, ancak kişisel verilerin hukuken korunması ve unutulma hakkı kavramlarının yukarıda atıf yapılan değişik yargı kararlarına konu olduğu bilinmektedir. İnsanların isim, resim veya görüntü gibi vücut bütünlüklerine dair kişisel verilerinin, internet ortamında kişilerin rızası olmaksızın paylaşılması, hukuka aykırılık, hatta bazı durumlarda suç da oluşturabilmektedir. Başvuranın görüntülerinin internet üzerindeki bir sosyal paylaşım sitesinde rızası olmadığı halde başkaları tarafından paylaşılmasının; kişisel verilerin korunmasına dair kurallara ve unutulma hakkına aykırılık teşkil edeceği değerlendirilmiştir.
Bu nedenlerle, ilgili Sulh Ceza Hakimliklerince, başvuru hakkında kişisel verilerin korunması ve unutulma hakkı çerçevesinde değerlendirme yapılması ve sonuç itibariyle başvuranın görüntüsünün izni olmaksızın 5 yılı aşkın bir süredir yayınlandığı video paylaşımının (ifade veya basın özgürlüğü kapsamında kalsa dahi) kişisel verilerin korunması ve unutulma hakkı çerçevesinde erişimin engellenmesine dair olumlu yönde bir karar verilmesi gerekirken;” (Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2019/28161 E. 2020/13552 K.)
“İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, somut olayda; sanığın, mağdurun (hakim …) taraf tuttuğunu belirten başlık atarak youtube video paylaşım sitesine ses cd.si yüklediği hakimin görevini yapması sırasında taraf tuttuğu, hakimin tehdit ettiği ve arkadaşına davayı kazandırdığı şeklinde yorum ekleyerek yayın yolu ile işlemediğini bildiği halde müştekiye yönelik olarak soruşturma ve idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacı ile müştekiye bir isnatta bulunan sanığın eyleminin TCK’nın 267/1. maddesinde düzenlenen iftira suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.” (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/15671 E. 2021/186 K.)
“Sanıkların savunmalarına, ses kaydının çözümüne ilişkin 10.02.2014 tarihli bilirkişi raporuna ve dosyada mevcut diğer delillere göre; sanık … tarafından yüz yüze gerçekleşen görüşme esnasında kaydedilen ve hukuki ihtilaf ile ilgili olup, katılanın özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmayan konuşmalara bir üçüncü kişi dahil olmadığından, TCK’nın 133/2. maddesindeki katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi ses alma cihazı ile kaydetme ve sanık …’ın tarafı olduğu konuşmayı kaydetmek suretiyle elde ettiği verileri ifşa etmesi karşısında aynı Kanunun 133/3. maddesinde tanımlanan kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri ifşa etme suçlarının yasal unsurları oluşmadığı gibi, ses kaydının Youtube isimli video paylaşım sitesinde yayımlandığı … isimli hesabın sanık …’a ait olduğuna dair, savunmanın aksine, mahkumiyete yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanıkların beraatlerine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/12839 E. 2021/7124 K.)
“Sanığın, katılanla birlikte yaşadıkları döneme ait cinsel ilişki görüntülerini, 14.10.2011 tarihinde, youtube isimli video paylaşım sitesinde yayımlayarak, üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia edilmesi ve kabulün de bu yönde olması karşısında, sanık hakkında, karar tarihinden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” biçimindeki hüküm gereğince, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiş” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/3080 E. 2017/3994 K.)
İlgili Kanunlar
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5271&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5651&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

